Gerçekçi olmak gerekiyor

tarafından
409

Sorun bireysel ise kişi kendisine karşı, sorun toplumsal ise devlet/hükumet/ yürütmenin başı topluma karşı dürüst olmalıdır. Gerçeklerle yüzleşmeyen, sorunu açık yüreklilikle kabullenmeyen ya da kabullenemeyen kişi ya da kurumlar herhangi bir şekilde sorunu, sorunları çözemeyeceği gibi sorunları büyüteceğini bilmelidir.

Neredeyse bütün dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını, salgınla mücadelede başarılı olabilmenin yolunun gerçekçi olmaktan ve bu gerçekleri dakika dakika tüm dünya ile paylaşmaktan geçtiğini ortaya koydu; yani hiçbir şey gizli kalmamalı, hiçbir şey gizli kapaklı yapılmamalıydı.

Dünya bunun farkına erken vardı. İlgili kurumlar adeta kronometre gibi test yapılan insan sayısını, Covid-19 virüsü tespit edilen hasta sayısını, karantinaya alınan insan sayısını, yoğun bakımda yatan, entube durumda olan hasta sayısını ve hayatını kaybeden hastaların sayısını bütün dünya ile paylaştı, paylaşmaya devam ediyor.

Bununla birlikte salgın ile ilgili mücadele yöntemleri, hangi tür önlemler alınması gerektiği gibi konular da salgın görülen ülkeler tarafından an be an dünya kamuoyuna duyuruldu, duyurulmaya devam ediyor. Mücadele konusunda hata yapanlar, yetersiz kalanlar ya da gereken önlemleri alma konusunda geç kalanlar açık yüreklilikle bunu dünya kamuoyu ile paylaştı.

Şimdi, dünya Covid-19 ile mücadele etmenin yolların öğrendi mi, öğrendi. Nedir bu yollar?

  1. Öncelikle toplumsal hareketlilik yavaşlatılmalı; yani salgın görülen ve görülme riski olan bölgelerde sokağa çıkma yasağı ilan edilmeli.
  2. Tanı testleri yaygın şekilde yapılmalı
  3. Tanı konulmalı; yani Covid-19 hastaları teşhis edilmeli
  4. Tecrit edilmeli; yani Covid-19 hastaları çevresinden tecrit edilmeli, çevresi takip edilmeli.
  5. Hızlı bir şekilde tedaviye başlanmalı.   

Şimdi, dönelim başa.  Covid-19 salgını ülkemizde görülene kadar nasıl bir önlem alındı? Salgın Çin’de başladı, Avrupa’da görüldü, sınır komşularımıza kadar geldi, bu süreye kadar nasıl bir önlem alındı bilen var mı?  Ülkemizde görülmeye başlandığı günden ki; bu konuda salgın başladıktan oldukça uzun bir süre sonra kamuoyuna açıklandığı iddiaları var, biz yine de sağlık bakanının ilk görüldüğünü açıkladığı tarihi temel alalım, o günden bugüne ne yapıldı, hangi önlemler alındı?

Dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını ile mücadele kuşkusuz ki çok zor. Bütün dünyanın salgınla ilgili gerçekleri anında tüm dünya ile paylaşmasının bir nedeni de bu; yani bir anlamda dünya bu konuda dayanışma içerisinde.

Peki, bizde durum ne? Yani ülke olarak öncelikle bütün dünyanın “Salgına karşı ortak mücadele anlayışı“ benimsenmiş mi? Siyasi irade kamuoyuna karşı açık ve gerçekçi mi? Bırakın kamuoyuna açık ve gerçekçi olmasını kendi kurumlarına, kendi organlarına karşı açık ve gerçekçi mi?

Ne yazık ki son anda uygulamaya konulan sokağa çıkma yasağı böyle bir şeyin olmadığını gösterdi. AKP’li Cumhurbaşkanı karar veriyor, “Sokağa çıkma yasağı ilan edilsin” diyor ve sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor. Bilim Kurulu’nun böyle bir yasaktan haberi yok.  Ankara, İstanbul, İzmir, Adana belediye başkanları başta olmak üzere, muhalefet partilerinin belediye başkanlarının hiçbirinin haberi yok, sonra kalkıyor birileri “Millet olarak bu salgının üstesinden geleceğiz “ diyor.

Mansur Yavaş, Zeydan Karalar, Özlem Çerçioğlu, Muhittin Böcek, Yılmaz Büyükerşen, Vahap Seçer, Osman Gürün, Lütfü Savaş, Kadir Albayrak, Ekrem İmamoğlu, Tunç Soyer gibi CHP’li Belediye başkanları ile diğer muhalefet partilerinin belediye başkanları milletin belediye başkanları değil mi? Neden yok sayılıyorlar? Neden sokağa çıkma yasağı ile ilgili bilgi verilmiyor?

Yoksa bu şehirler, bu belediye başkanları milletten sayılmıyor mu?  Oysa sokağa çıkma yasağı ilan edildiği andan itibaren ortaya çıkan o kargaşa, o kaos, o bilinmezlik arasında bu belediye başkanları sükûneti sağladı. Devletin yapmasını yine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yaptı, bu yok sayılan belediye başkanları yaptı. Gerek sosyal medyalar kanalıyla, gerek yerel ve ulusal televizyonlar kanalıyla vatandaşın karşısına çıkarak sorumluluk üstlendiler” Hiç kimse merak etmesin belediyelerimiz halkın yanındadır, hiç kimse mağdur olmayacak” dediler. Ve her tür dışlanmaya karşı, her tür engellemeye rağmen yine de devletimizle, halkımızla birlikte salgınla olan mücadelemizi kazanacağız diyerek, bir kez daha yürekten alkışı hak ettiler.  

AKP sahip olduğu anlayışı terk etmek zorundadır. Daha doğrusu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu anlayışını, bu tavrını terk etmek zorundadır. Tek başına, kimseye danışmadan, kimseye bilgi vermeden almış olduğu sokağa çıkma yasağının yüzbinlerce insanın hayatını tehlikeye atmış olmasından ders almalıdır. Bu süreç kendisinin düşündüğü gibi tek başına aldığı kararlarla atlatılacak süreç değildir. Muhalefet partilerini, muhalefet partilerinin belediye başkanlarını yok sayması ülkeyi felakete sürüklemektedir ve bunun sorumluluğu tamamen kendisinindir, Bunu artık anlamalıdır. Belki de ilk kez gerçekten halk ile aynı gemidedir. Bu gemi batarsa kendisinin kurtulma şansı yoktur! Bunu bilmelidir.