Senaryo aynı senarist aynı , reji aynı rejisör aynı değişen sadece oyuncular, figüranlar ve kurbanlar. Film tutarsa filmin kahramanı olmayacak,tutmazsa belki de yüzyılın kahramanı çıkacak ortaya.

Çok değil biraz geçmişe gidelim; bu ülkenin göz bebeği silahlı kuvvetlere operasyonlar başlatıldığında” Ergenekon Operasyonları (12 Haziran 2007),Balyoz Davası Soruşturması (Ocak 2010) vs ülkenin başında kim vardı? Operasyonlar için ne diyordu? “Daha durun bu işin sonu nerelere gidecek, ben bu davaların savcısıyım” O öyle der de yandaş basını susar mı? Yol yürüdüğü arkadaşları susar mı? Hep bir ağızdan Türk Silahlı Kuvvetlerini darbeci ilan ederek adeta savaş açtılar. Ordunun en seçkin subayları saçma sapan iddialarla, somut hiçbir delil olmadan cezaevlerine atılırken o kararları veren savcıları, hakimleri alkışlıyorlar , heykelleri dikilmelidir diyorlardı. Ekliyorlardı ” Ordu bağırsaklarını temizliyor”
O dönem Silivri’ye giderek davaları aktif gazeteci olarak izlediğimde , gerek mahkeme salonunda tanıştığım subayları , gerekse “Vardiya Bizde” çadırında tanıştığım ailelerini dinledikten sonra ” Burada bir mahkeme yapılmıyor burada oyun oynanıyor, sonu baştan yazılmış bir oyun” diye yazdığımda , ailelere destek olmak için kız kardeşimle birlikte Vardiya Bizde çadırlarında nöbet tuttuğumda adımız darbeciye çıkmıştı. Bizler yok öyle bir şey, bu yargılamaların hiçbirinin hukuki temeli yok dedikçe daha çok saldırı alıyorduk. Şu an o heykelleri dikilmelidir dedikleri hakimler ,savcılar , onların figüranı sözde gazeteciler ya müebbet hapis cezasıyla cezaevinde ya da yurt dışına kaçtı. Ben bu davaların savcıyım diyen başbakan da ” Yanılmışım Allah af etsin ” dedi, o kadar .
O dönem orduya kurulan kumpasları gören ve iktidarı eleştiren herkes”Darbeci, darbe destekçisi” ilan ediliyordu.Bu yaklaşım size de tanıdık gelmiyor mu?
Bugün ülkenin birinci partisi olan CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu bir türlü ispatlanamayan iddialarla cezaevinde tutulurken.; bugün ülkesini karış karış gezen ,her türlü tehdide rağmen yaşanan hukuksuzlukları, yasa dışılıkları haykıran, ülkeyi ekonomik olarak batırdınız, hukuku ayaklar altına aldınız , demokrasiyi katlettiniz, cumhuriyeti yıkmanıza, cumhuriyet kazanımlarımızı yok etmenize, bu ülkenin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’ü ve ilkelerini unutturmanıza izin vermeyeceğiz derken yine aynı senaristler aynı senaryo , yine aynı rejisörler aynı reji ,değişik oyuncular , değişik figüranlarla çıktılar sahneye.
Sözler ve yazılar parmak izi gibidir, kim ne söylerse söylesin , kim ne yazarsa yazsın sözlerin ,yazıların kime ait olduğu hemen anlaşılır. Senaryo aynı , reji aynı ; oyucular ve figüranlar değişse de hemen anlaşılıyor. Biz bu filmi gördük tutmaz. Filmin sonunda yüzyılın kahramanı doğar.



