Orantısız güç kullanma , şiddet, işkence …

tarafından
504

Gün geçmiyor ki meydanlarda coplanan, gazlanan, TOMA’larla su sıkılan insanlar görülmesin. Bir gün şiddete hayır diyen kadınlar, başka bir gün parasız eğitim diyen öğrenciler. Bir gün hak arayan sendikalı işçiler , başka bir gün sendikalı olmak isteyen işçiler. Bir gün madenciler , başka bir gün öğretmenler. Kısacası sorununu dile getirip , çözüm isteyen her kesim şiddete uğruyor. Anayasal haklarını kullanmak isteyen herkes karşısında polisi buluyor, jandarmayı buluyor. Şiddetle, gözaltılarla, cezaevleriyle tanışıyorlar.

Peki , anayasa bu konuda ne diyor? Madde 26 ” Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” Yani insanların düşüncelerini herhangi bir şekilde ifade etmesi yasaklanamaz, engellenemez. Yine aynı şekilde Anayasa madde 34 ” Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı” Toplantı ve yürüyüşlerin silahsız ve saldırısız olması şartıyla “Herkes, önceden izin almadan bu hakkı kullanabilir.” diyor. Bir de polis zor kullanmasının unsurları vardır . Bunlar yasal olma, zorunluluk ve orantılılık olmak üzere üç temel unsurdan oluşur.

Şimdi bakıyorsunuz Anayasal haklarını kullanan yani ifade özgürlüğü , basın açıklaması, protesto vs gibi haklarını kullanan insanlar yasal olmayan , zorunluluk gerektirmeyen durumlarda polis ya da jandarma tarafından orantılı olmayan müdahalelerle karşılaşıyor, gözaltında insan onuruna yakışmayan işkencelere maruz kalıyorlar.

Burada durup şunu düşünmek gerekiyor; mevcut siyasi iktidar bu davranışları olağan karşılamasa ; yani gerekli müdahalelerde bulunsa ” soruşturma, açığa alma, meslekten ihraç gibi” bu tür olaylar yaşanır mı? Kesinlikle hayır! Ancak bir kadın tacizle , tecavüzle tehdit edildim, çıplak aramaya maruz kaldım , çocuklarımla tehdit edildim derken bir kadın bakan ” Olmaz öyle şeyler, kadın gerçekten bu tür davranışlarla karşılaştıysa niye hemen şikayetçi olmadı “derse. Kadın bunları milyonlarca insana ;yani kamuoyuna açıkladığında , mahkemede dile getirdiğinde ilgili emniyet müdürlüğü anında ” Böyle bir şey yok ,olamaz da ” derse. Bakanlar kalkıp da “Bizim dönemimizde işkence bitirilmiştir, kimse böyle bir şeye yeltenemez” derse kimse kusura bakmasın ;ama kolluk kuvvetlerinde şiddet ve işkence olayları devlet politikası haline getirilmiş demektir.

Devletin izin vermediği yerde ne bekçi, ne polis ne de jandarma hiç kimseye karşı kötü muamelede bulunamaz , bulunanlar da derhal meslekten ihraç edilir, gerekirse soruşturmalar açılarak yargılanır cezalarını alırlar. Yoksa ” Böyle bir şey yoktur, devlet işkence yapılmasına izin vermez, soruşturmalar açıldı ” gibi geçiştirme açıklamalarla ne orantısız güç kullanma , ne şiddet, ne de insanlık onurunu ayaklar altına alan işkenceler bitmez