Kader kurbanları

tarafından
371

Kader kurbanları denilince aklınıza ne geliyor? Demir parmaklıklar ardında, küçük bir koğuşta, iki katlı ranzaların önünde toplanmış yere bakarak sigarasını tüttürürken, dertli türküler dinleyen insanlar değil mi? Dert yanarlar kendi kendilerine ah ulan, ah okumadık, okuyamadık, sahip çıkanımız yoktu. Başımızda ne babamız, ne de bir büyüğümüz vardı. Yol gösterenimiz olmadı ki hiç; olsa düşer miydik buralara…

Kader kurbanları denilince büyük bir kesimin aklına gelen görüntülerdir bunlar. İstemeden suç işlemiş, istemeden başı belaya girmiş, aç kaldığı için hırsızlık yapmış, namusu için katil olmuş, iftiraya uğramış, insanlar…

Peki, neden böyle düşünürüz, kader kurbanları denilince aklımıza neden bunlar gelir? Türk filmlerinde, romanlarda, hikâyelerde hep bu şekilde tasvir edilmiştir mahpusluk da ondan. Siz hiçbir tecavüzcünün anılarını yazdığını, kitaplaştırdığını duydunuz mu? Arsızların, hırsızların, gözünü kırpmadan kadın, çocuk öldürenlerin, bir talimatla hiç tanımadığı insanların üzerlerine kurşun yağdıran tetikçilerin, kul hakkına göz diken, yetim hakkı yiyenlerin, devleti soyanların duydunuz mu hiç anılarını yazdıklarını, kitaplaştırdıklarını? Ya da hayatlarının filmlere konu olduğunu? Belki birkaç mafya liderinin hayatı filmlere konu olmuştur; ama onlar da gerçek yüzlerinden uzak, gerçek kimlikleri, kişilikleri gizlenerek…

Gerçekten kader kurbanları var mıdır? Vardır mutlaka. Yargı sistemi adil ve adaletli değilse mağdurlar mutlaka vardır. İşlemediği suçtan cezaevlerinde yatan, ya da bilmeden, istemeden veya mecbur kaldığı için suç işleyenler, bunlar da vardır, vardır; ama gerçek suçlularında cezaevlerinde olduğu unutulmamalıdır.   Hatta hak ettikleri cezaları dahi almadan, gerektiği gibi denetlenmeden sefa sürenler de vardır.

Mesela mafya liderleri gibi… Gözünü kırpmadan insan öldüren, insan öldürülmesi için talimatlar veren, cezaevinden bakanları, milletvekillerini tehdit eden, cezaevinde ve dışarıda insan öldürten. Bunlar da var cezaevlerinde. Bunlarla birlikte, milleti dolandıran, milletin ekmeğini alın terini çalan, namusuna göz diken tecavüzcüler de var. Hırsızlar, ihaleye fesat karıştıranlar, devleti dolandıranlar, kadın, çocuk katilleri hepsi var.

Bir de devletin asla kabul etmediği, her zaman başka suçlarla ilişkilendirerek mahkûm ettiği düşünce suçluları vardır. Gazeteciler, yazarlar, aydınlar…

İşte AKP/MHP ortaklığı bu suçluları kapsam dışı bırakan bir infaz yasasını mecliste kabul etti.  Kendilerinin asla kabul etmediği düşünce suçluları cezaevlerinde ömür çürütürken; Hırsızlık, kapkaç, gasp, mala zarar verme, dolandırıcılık, uyuşturucu ticareti, tehdit, şantaj, cebir, göçmen kaçakçılığı, insan ticareti, bilinçli taksirle öldürme, yaralama gibi suçlardan hüküm giymiş yaklaşık 90 bin mahkûm bugün yarın aramıza katılacak ve büyük bölümü aynı suçları işlemeye devam edecek.

Bu insanlar yeniden suç işlemeye başladıklarında AKP/MHP ortaklığı nasıl hesap verecek? Bu mantık, bu anlayış suçluları ödüllendirmek, toplumu cezalandırmak değil mi? AKP/MHP ortaklığı bir kez daha toplum vicdanını yaralamıştır, bir kez daha toplumsal adaleti bozmuştur. Söylenecek başka söz yok… Bu insanların yeniden işleyecekleri her suçun vebali de AKP/MHP ortaklığının üzerindedir.