Geçtiğimiz hafta piyasaların kapanmasının ardından cumhurbaşkanı tarafından “Merkez Bankası Kanununa” aykırı bir şekilde KHK ile görevden alınan Merkez Bankası Başkanı enflasyonun sorumlusu ilan edildi.
Cumhurbaşkanının ifadesine göre görevden alınan merkez bankası başkanı döneminde, merkez bankası hiçbir zaman enflasyon tahminlerini tutturamamış. Aslına bakacak olursanız söylediği söz doğru; ancak merkez bankasının enflasyon oranlarını tutturamaması merkez bankası başkanının suçu değil, hükümetin uyguladığı ekonomi politikalarının sonucudur. Burada hesap sorulması gereken kişi merkez bankası başkanı değil hükümetin kendisidir; yani cumhurbaşkanıdır. Eğer cumhurbaşkanı ekonomide bir şeylerin yanlış gittiğini düşünüyorsa önce kendi ekonomik programını sorgulamalı, iki kelime ile atadığı maliye bakanıyla birlikte kendisi hesap vermelidir.
Kameraların karşısında faiz oranlarını düşür dedik, düşürmedi enflasyonun sebebi faiz oranlarının yüksekliğidir gibi ekonomi literatüründe rastlanmayacak bir cümle kurdu. Hadi anladık, kendisi ekonomi bilmiyor; tomarla para ödenen ekonomi danışmanları da mı bilmiyor? Doğrusu tam tersidir; yani faiz yükseldiği için enflasyon yükselmez, enflasyon yükseldiği için faizler yükseltilmek zorunda kalınır. Yüksek enflasyona rağmen faizler düşürülürse enflasyon daha da, üstelik hızla yükselir bu da ekonomik krizi derinleştirir.
Cumhurbaşkanı bu sözleri ya bilmeden söyledi ya da yanlış olduğunu bilerek, halkın kulağına hoş gelecek sözlerle merkez bankası başkanının görevden alınmasının gerçek nedenini gizledi.
Bilerek ya da bilmeden söylenen bu sözler zaten kötü olan ekonomiyi çıkmaza sürükler. Merkez bankası başkanının yasa dışı bir KHK ile görevden alınması merkez bankasının bağımsız, güvenilir bir kurum olma özelliğini ortadan kaldırır. Bu durum ülke ekonomisi için bir felakettir. Piyasalar tedirgin olur, sermaye ortamı güvensiz bulursa ekonomik kriz kontrolden çıkar.
Ekonomik krizlerin aşılması, enflasyonun düşürülmesi öyle “ Düş bakalım enflasyon “ anlayışıyla olmaz. Ekonominin kendi kuralları vardır.
Peki, bu sistemde; yani olağanüstü yetkilerle donatılmış, canı istediği zaman yasalara aykırı KHK’larla ekonomiye müdahale edebilen bir yapıda enflasyonun düşürülmesi, ekonomik kalkınma, refah düzeyinin artması gibi beklentiler gerçekleşebilir mi? Çok zor. Ülke çok zaman kaybediyor, faturasını da halk ödüyor. Bu sistem acilen yeniden referanduma sunulmalıdır.

