YSK’nın tartışmalı bir kararıyla yasalaştırılan cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin yarattığı karmaşıklığa her gün bir yenisi ekleniyor. Cumhurbaşkanı, sistemin sağladığı olağanüstü yetkilerini de aşarak yasaları hiçe sayan uygulamalara, KHK’lara imza atmaya devam ediyor.
Kararları, uygulamaları açısından bağımsızlığı özel yasa ile yasal güvenceye alınmış olan merkez bankasının kuruluşu, temel görev ve yetkileri, teşkilat ve organları, organlarının görev ve yetkileri, görev süreleri, göreve atanma ve görevden çekilme şekilleri “Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Kanunu” ile belirlenmiştir. Özel kanunla belirlenen konular kararnameler ile değiştirilemez; yani esas olan kanundur, kanuna aykırı KHK olamaz.
Oysa bugün yazılı ve görsel basında yer alan haberlere göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Merkez Bankası Başkanını görevden aldığı ve yardımcılarından birini başkan atadığı kararnameyi imzalamış; yani kanuna aykırı bir kararname imzalamış.
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Kanununda görevden alma diye bir tanımlama yok, sadece bazı yasaklı durumlar var; yani merkez bankası başkanının yapamayacağı işler var, böyle bir durum ile karşılaşılırsa merkez bankası başkanı görevden affını isteyebilir ya da istifaya zorlanabilir.
Ancak 6.12.1984 tarih 3098 sayılı kanunla eklenen numarasız geçici ek madde ile “Geçici Madde 2” – “Bu kanunun yürürlüğe girdiği günden itibaren, Banka Genel Müdürü Başkan (Guvernör) ve Banka Genel Müdür Muavinleri Başkan (Guvernör) yardımcıları unvanını alırlar ve görevleri müddetlerinin sonuna kadar devam eder.” diyerek görev süresi bitene kadar merkez bankası başkanının görevden alınamayacağı konusuna açıklık getirilmiştir
14.1.1970 tarih 1211 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Kanununun 27 ve 28. Maddeleri ile 6.12.1984 tarih 3098 sayılı kanunla eklenen numarasız geçici ek madde -2 ile merkez bankası başkanının görevden alınamayacağı açıkken cumhurbaşkanı bir kez daha yetkilerini aşmış, bir kez daha yasalara aykırı KHK’ya imza atmıştır.
Karşımıza çıkan bu somut gerçek bir kez daha göstermiştir ki; Türk halkı her tür suiistimale açık bu sistemden bir an önce kurtulmalıdır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi vakit geçirmeden referanduma sunulmalıdır.

