Merkez bankası başkanının birkaç gün önce yasa dışı bir KHK ile görevden alınmasının yankıları sürerken, hükümet kanadından TBMM’ye sunulan yasa teklifi endişeleri daha da arttırdı.
Cumhurbaşkanı enflasyonun sorumlusu olarak gösterdiği merkez bankası başkanının görevden alınma nedenini, hükümetin; yani cumhurbaşkanının enflasyonu düşürme mücadelesinin bir parçası olan faizlerin indirilmesi talebini yerine getirmemesi olarak açıklamıştı. Ekonomi bilimine taban tabana zıt böylesi bir söylemin dile getirilmesini bilgi eksikliği ya da bir şeyleri gizleme çabası olarak değerlendiren insanlar haklı çıktı, yatsı erken oldu.
AKP kanadı tarafından Gelir Vergisi Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında TBMM’ye sunulan kanun teklifinin içinde, TCMB’nin ihtiyat akçelerinin Hazine Bakanlığı’na devriyle ilgili bir madde bulunduğu ortaya çıktı.
Bu şu demektir; merkez bankasının kötü gün diye tabir edilen olağanüstü koşullarda, çok güç zamanlarda, büyük ekonomik krizlerde kullanmak üzere ayırmak zorunda olduğu ihtiyat akçelerine TBMM eliyle el konulması, gasp edilerek hazine bakanlığına devredilmesi demektir.
Ekonomi uzmanlarınca felaket olarak tanımlanan bu durum ülke ekonomisinin hiçte öyle anlatıldığı gibi iyi olmadığı gerçeğini ortaya koyuyor. Hani diyorlar ya; yollar yaptık, tüneller yaptık, savaş uçakları, savaş gemileri yaptık, ,ekonomimiz dışa bağımlı olmaktan kurtuldu, geliştik, büyüdük Avrupa, dünya bizi kıskanıyor; hepsi palavra… Ülke ekonomisi büyük bir krizin içine doğru hızla ilerliyor. Sakın, zaten kriz yok mu, bundan daha kötü ne olur diye düşünmeyin, bu anlayışla yönetilen ekonomi bugünleri mumla arıtır.
İşte bunun için bu sistem değişmelidir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile cumhurbaşkanına tanınmış olağanüstü yetkiler; uzmanların, siyasetçilerin, hatta merkez bankası başkanının görevden alınması örneğinde görüldüğü gibi bağımsızlığı özel yasa ile güvenceye alınmış kurumların dahi elini kolunu bağlamaktadır. Ülkenin ekonomik güvenliği de, fiziki güvenliği de, bireysel ve toplumsal hak ve özgürlükler de bir tek kişinin keyfiyetine bağlı durumdadır.
Bu sistem değişmelidir. Cumhurbaşkanlığı yetkileri azaltılarak, derhal güçlendirilmiş parlamento modeline geçilmesi için referandum hazırlıklarına başlanmalıdır. Başka yol, başka çare yoktur.

