Sözde demokratik hukuk devleti olduğu iddia edilen ülkenin cumhurbaşkanı “Adalet” talebiyle yürüyen ana muhalefet partisi liderini tehdit ediyor. Diyor ki; yargı sizi de davet ederse şaşırmayın(!)
Sarf edilen bu sözler artık demokrasiyi geliştiriyoruz,vesayeti yok ediyoruz, statükoyu bitirdik palavralarının toplumda karşılık bulmamasının yarattığı saltanatı kaybetme korkusunun dışa vurumundan başka bir şey değildir. İşine geldiği zaman ” yargı süreci işliyor bekleyelim görelim” derken,işine gelmediği zaman” cübbelerinizi çıkarın siyaset yapın ” diyerek adeta naralar atan cumhurbaşkanı bugün yine işine geldiği gibi davranıyor ve açıkça yargıya talimat veriyor; yargı sizi de davet ederse şaşırmayın diyor.
Bu sözlerin demokratik hukuk devletlerindeki karşılığı ” istifa” dır. Bir cumhurbaşkanı bu ülkede iktidarın alternatifi durumunda olan ana muhalefet partisi genel başkanını ” demokratik haklarını,son derece barışçıl yollarla kullandığı için yargı yoluyla tehdit ediyorsa ya ne konuştuğunu bilmiyordur ya da bu ülkede yargı da ,hukuk da, adalet de benim diyordur.
Toplum henüz düzmece darbe davaları ile yaşanan travmaları atlatamamışken ,yaşanan yeni yargı mağduriyetleri karşısında ,yeniden yargıyı cesaretlendirici pozisyon alan cumhurbaşkanının tavrı toplumsal gerilimi daha da arttırmaktadır. Cumhurbaşkanının düzmece darbe davaları sürecindeki ” ben bu davaların savcıyım” söylemi henüz hafızlarda canlılığını korurken bugün ortaya koyduğu söylem ve tavır akılcı değildir; ülke barışına ,huzuruna hizmet etmez.
Bugün yüz binler ana muhalefet partisi lideri öncülüğünde “Adalet” yazılı dövizlerle yürüyor, yarın milyonlar olacak. Bu insanların tırnağına taş değerse sorumlusu iktidardır, sorumlusu cumhurbaşkanıdır. Cumhurbaşkanı da ,başbakan da , yalaka tayfası da bu toplumu tehdit etmekten vazgeçmeli, toplumun ” Adalet” talebini dikkate almalıdır.
