Söylenebilecek her söz söylendi, yapılacak her tür uyarı yapıldı neredeyse. Değişen bir şey yok. Ne dinliyorlar ne de dinlemeye niyetli görülüyorlar. Bir taraftan aleni mahkemelere talimat veriyorlar diğer taraftan yargı süreci devam ediyor,bir şey söylemek için erken diyorlar; yani keyfe göre adalet!
İstenilen davalarda ,istenilen sonuçlar alındı mı; yargı görevini yapmıştır. İstenilen davada ,istenmeyen sonuçlar oluştu mu ; FETÖ’nün yargı ayağındaki bağlantıları tam olarak çözülemedi. Evet, bu kadar kesin çizgilerle açıklama yapılıyor. İktidar kanadının, cumhurbaşkanının herhangi bir soruşturma ya da yargılamada istediği sonuçlar çıkmaz ise durum açık; o soruşturma ya da yargılamayı yapanlar FETÖ’cü. İktidar kanadının ya da cumhurbaşkanının beklentileri doğrultusunda yapılan soruşturmalar ya da yargılamalar ,iktidar kanadının ya da cumhurbaşkanının istediği gibi sonuçlanırsa; Türkiye Cumhuriyeti Devleti ,demokratik hukuk devletidir,yargı bağımsızdır,yargı kararlarına saygı duymak gerekir. Yani bildik senaryo, izlediğimiz film…
Artık toplumun sabrı tükenmiştir. Yapılan hukuksuzluklar, yasa dışı uygulamalar, anayasayı yok saymalar toplumu cinnet noktasına getirmiştir. İstenilen sanıklar saçma sapan gerekçelerle tahliye edilirken, Enis Berberoğlu gibi gazeteci kökenli ana muhalefet partisi milletvekilinin hiç bir inandırıcılığı olmayan gerekçelerle mahkum edilmesi üstelikte apar topar tutuklanması bardağı taşıran son damla olmuştur. Bugün ana muhalefet partisi lideri öncülüğünde başlatılan ” Adalet” temalı yürüyüş ilk günden on binlerce insan tarafından destek görmüştür. Sağcısı,solcusu,yaşlısı, genci kadını ,erkeği herhangi bir siyasi parti gözetmeden destek vermiştir. Bu süreç sonunda ” Adalet” talebini destekleyen insan sayısının milyonları aşacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Bu ülke adaleti özledi. Bu ülke insanı demokrasiyi özledi.
Burada iktidarın üzerine düşen şey ” Adalet ” talebinde bulunan,demokrasi talebinde bulunan insanlara karşı anlayışlı,hoşgörülü olmak, güvenliklerini sağlamak, provokatörlere karşı acımasız olmaktır. Ve tabii ki demokratikleşme ile bağımsız yargı oluşturma konusunda acilen harekete geçmektir.
Provokatörlere karşı acımasız olmalı diyorum; çünkü kendini bilmez densizlerin yapacağı hareketlere seyirci kalmak kaosa ,teröre davetiye çıkarmak olacaktır. Güvenlik görevlileri bu tür provokatörlere asla izin vermemelidir. Bugün olduğu gibi ” Adalet” isteyen insanlara , siz kaos istiyorsunuz ,terör istiyorsunuz diyerek terör örgütünün işaretini ( RABİA) yapanlar olursa, o parmakları kırmak isteyenler de olabilir, çok ciddi sorunlar yaşanabilir. Herkes çok dikkatli, çok sabırlı ,çok sakin olmak zorundadır.
Süreç iktidarın sorumluluğu altındadır. İnsanlar barışçıl yöntemlerle ” Adalet” ve ” Demokrasi” talebinde bulunmaktadır; her geçen gün de katılımcı sayısının artacağı aşikardır. Devlet ona göre hazırlığını yapmalı, ona göre huzur ve güveni sağlamalıdır. Konuya hakim olmak,süreci güvenli bir şekilde yürütmek ve talepleri dikkate almak devletin görevidir. Aksini düşünmek bile istemiyorum…
