Hani diyorlar ya “ Cumhurbaşkanlığı seçiminde oyumuzu neden Millet İttifakının Adayı Kemal Kılıdaroğluna verelim? “ Şimdi bu soruya cevap vermek yerine oyumuzu neden Cumhur İttifakı’nın Adayı Recep Tayyip Erdoğan’a vermeyelim sorusuna cevap verelim; çünkü bu çok daha kolay olur.

Cevaplarımıza en kısa yoldan, en anlaşılır şekilde başlayalım. AKP iktidara gelirken ne diyordu? Bizim iktidarımızda 3 Y son bulacak. Neydi bu üç Y hatırlayalım. Yoksulluk, Yolsuzluk, Yasaklar. Peki, ülkede yoksulluk bitti mi, yolsuzluk bitti mi, yasaklar kalktı mı? Hayır! Yoksulluk da, yolsuzluk da, yasaklar da adeta tavan yaptı. Bu gelişmelerin ayrıntılarına girmiyorum; çünkü tüm toplum yaşayarak öğrendik.
Yoksulluk, yolsuzluk, yasakların dışında hak, hukuk, adalet diye bir şey kaldı mı? İnsanlar karakolların, adliyelerin önünden korkmadan geçebiliyor mu? Her üç sorunun cevabı da hayır! Neden? Çünkü tüm kurumlar, kuruluşlar liyakatten uzaklaştırılarak siyasallaştırıldı. Toplum neredeyse AKP’li olanlar ve olmayanlar olarak ikiye bölündü. Gerek muhalefet partileri, gerek sivil toplum kuruluşları, gerekse emek örgütleri, ne zaman iktidarı eleştirseler terörist olmakla, fettullahçı olmakla suçlandılar yetmedi, bu iddialarla insanlar işlerinden atıldı, tutuklanıp cezaevlerine gönderildiler. Oysa Fettullah en büyük kumpası kurarken, yurtsever subaylar bir bir tutuklanıp, ordudan uzaklaştırılırken, ordunun kozmik odasına, ordunun kalbine girerken arkalarında AKP vardı, Recep Tayyip Erdoğan vardı. Hatırlayın bu davaların savcısı benim diyordu ta ki şaibeli darbe girişimine kadar, yüzlerce insanımız canını kaybedene kadar. Sonra birden AKP Genel merkezinin duvarlarına dev Atatürk pankartı asıldı, ne istediniz de vermedik sorusunu Fettullaha sorduktan sonra döndüler kamuoyuna yanıldık Allah af etsin dediler. Yani onlara göre bu iş kadar kolay ve basitti. Kimsenin yüzlerce Özel Harekâtçının, yüzlerce vatandaşın ölmesinin, askerlerimizin boğazlarının kesilerek katledilmesinin hesabını vermesine gerek yoktu.
Kamu Personel Seçme Sınavına ( KPSS) mülakat diye bir şey getirdiler, sınavlardan 100 üzerinden 100 puan alan gençler mülakatta elendi kamu kurum kuruluşlarına AKP yandaşları yerleştirildi. Şimdi KPSS’de mülakatı kaldıracağız vaadi bu durumun itirafından başka bir şey değil. Seçim tarihi yaklaştıkça birden kesenin ağzını açmaya başladılar. 22 yıldır her seçim döneminde söz vermelerine rağmen yerine getirmedikleri vaatleri yeniden sıralamaya başladılar.
Son yerel seçimlerde Ankara, İstanbul, Adana gibi Büyükşehir Belediye Başkanlıklarını kaybettiler, bu belediyelere karşı akıl almaz baskılar uygulamalarına, gerçek dışı suçlamalarda bulunmalarına rağmen, bu büyükşehir belediyelerinin örnek hizmetlerini engel olamadılar. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncelikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nu tanımadı, protokollerde görmezden geldi, tokalaşmadı bile. Mansur Yavaş’ı hedefine aldı, Zeydan Karalar’ı suçladı. Kısaca başarılı olan belediyeleri tam hedef haline getirmesine rağmen kamuoyunun gönlünden silemedi, gözünden düşüremedi.
Şimdi seçim yaklaştıkça kaybedeceğini daha net görmeye başladığı için aynı yanlışları tekrar tekrar yapıyor. Muhalefet partilerine ağır hakaretlerde bulunuyor, akla hayale gelmeyen suçlarla itham ediyor. Cumhurbaşkanı adaylarına hakaretlerini sürdürdüğü gibi bazılarını yok sayıyor. En önemlisi de demokrasinin gereği olan” rakiplerine saygı duyma ” kuralına uymuyor. Alın size bir neden daha! Belki de en önemli neden. Bugün en güçlü rakibi Kemal Kılıçdaroğlu belki de 15 Mayıs sabahı onun koltuğuna oturacak; ama o Anayasa Mahkemesi’nin 61. Yıl dönümü törenlerinde elini uzatmıyor, tokalaşmıyor. Bunun adına “ Koltuğu kaybetme korkusunun verdiği bilinçaltı tepkisi denir”.
İşte kısaca açıklamaya çalıştığım bu nedenlerle Cumhur İttifakının adayı Recep Tayyip Erdoğan’a oy verilmez. Ülkenin birleştirici, kapsayıcı, toplumu ayrıştırmayan, insanları başkalaştırmayan, demokrasiye bağlı, hukukun üstünlüğüne inanan, rakiplerine saygı duyan aday Millet İttifakının adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na oyumuzu vermeli, yeni bir başlangıç yapmalıyız. Toplum olarak, azarlayan, tehdit eden, fırça atan, başkalaştıran, ayrıştıran bir cumhurbaşkanı artık istemiyoruz. Bunun için sorumlu bir vatandaş olarak sandığa gitmeli oyumuzu Millet İttifakı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na vererek işi ilk turda bitirmeliyiz.
