Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçim tarihinin açıklanmasından sonra farkında mısınız bilmiyorum sanki zaman hızlandı. Sanki daha da hızlı akıp geçiyor. Belki de gündemlerin hızla değişiyor olması beni böyle düşündürüyor bilemiyorum.

Ülke olarak böylesine hızlı değişen gündemlere pek alışkın değiliz. Genelde bir gündemin arkasından takılır günlerce onu izlerdik. Şimdi öyle mi? Her gün değil neredeyse her saat ülke gündemi değişiyor. Tabii ki başrolde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefet partilerinin suç işleri bakanı olarak itham ettiği İçişleri Bakanı Süleyman Soylu arada da küçük ortak Devlet Bahçeli…
Seçim tarihi yaklaştıkça bu üç ismin gerildiğini, kontrollerini kaybettiğini hatta seçimlere müdahale edebilmenin yollarını aradıklarını görüyoruz. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu nedeni anlaşılamayan ancak kafalarda ciddi sorular yaratan bir girişimle adeta YSK’ya paralel bir yapı kuruyor daha doğrusu kurmaya teşebbüs ediyor; ancak her dönem Recep Tayyip Erdoğan lehine karar veren YSK dahi olmaz diyor, bu anayasaya aykırı diyerek izin vermiyor. Devlet Bahçeli buradayız, bir yere gitmiyoruz diyor; ne demekse? Recep Tayyip Erdoğan ise öyle bir açıklama yapıyor ki tartışmasız Yüce Divanlık.”Benim milletim Kandil’den aldığı destekle cumhurbaşkanı olana bu ülkeyi teslim etmez” “ diyor. Sadece bu üç açıklama dahi bu üç ismin gelecekte Yüce Divan’da yargılanması için yeterli bir neden.
Şimdi bu sözleri biraz açalım. Süleyman Soylu valiliklere, kaymakamlıklara gönderdiği yazılı emir ile böyle bir hakkı ve yetkisi olmadığı halde seçim sonuçlarını an be an öğrenmek istemesinin nedeni ne? Bunun nedeni merak değil herhalde. Seçim sonuçlarını tartışılır hale getirmek için mi? Seçim sonuçlarını maniple etmek için mi? Seçim sonuçlarına müdahale edebilmek için mi? Ya da seçim sonuçlarının kamuoyuna açıklanmasından önce seçim sonuçlarını bilmek ve ona göre duruş almak için mi? Hangi nedenle olursa olsun anayasaya aykırı bir girişim ve yargılanma gerektirir.
Küçük ortak Devlet Bahçeli “ Biz buradayız, bir yere gitmiyoruz” demekle neyi kast ediyor? Seçim sonuçlarına göre bir yere gitmiyoruz, kaybedersek de seçim sonuçları bizi bağlamaz mı demek istiyor? Ne demek istiyor?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise inanılmaz açıklamalar yapıyor. Baştan aşağı suç, baştan aşağı yargılanma gerektirir. Diyor ki;Benim milletim Kandil’den aldığı destekle cumhurbaşkanı olana bu ülkeyi teslim etmez”.
Ne demek şimdi bu? Bu sözleri söyleyen anlayış sanki çözüm sürecini başlatmamış, sanki PKK’lılara çadır mahkemeleri kurdurmamış, sanki bir önceki yerel seçimlerde Osman Öcalan’ı devlet televizyonlarına çıkarmamış, sanki Abdullah Öcalan’ın mesajını meydanlarda okutmamış. Sanki daha birkaç gün öncesine kadar Abdullah Öcalan’a aracı göndermemiş. Şimdi kalkmış “Benim milletim Kandil’den aldığı destekle cumhurbaşkanı olana bu ülkeyi teslim etmez” diyor. Cumhurbaşkanlığı seçimini Kılıçdaroğlu kazanırsa kandil destekli, kaybederse oh ne ala.
Her ne kadar bugüne kadar yasalar, anayasa çiğnenmiş olsa da, her ne kadar devlet kurumları yandaşlarla doldurulmuş olsa da, her ne kadar yargının, ordunun, polis teşkilatının AKP’nin kontrolünde olduğu düşünülse de böyle bir açıklamayı bu millete kabul ettiremezsiniz. Seçim sonucu millet iradesidir. Millet iradesinin karşısında hiçbir güç duramaz. Aksini düşünenler bedelini ağır öder. Tarih bunun örnekleriyle dolu…
