Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan memleketi Rize’de protestolarla karşılaşınca konuyla ilgili garip açıklamalarda bulundu. “Protestoda bulunanlar Rizeli değil dışarıdan geliyor bunlar, bunlar solcu, bunlar komünist, geliyorlar buraya hizmetlerimizi engellemeye çalışıyorlar “dedi.

Günlerdir Rize İkizdere’den çığlıklar yükseliyor. Yöre halkı yapmayın, bizleri evimizden, ekmeğimizden etmeyin, bizler bu topraklarda doğduk, annelerimiz, babalarımız da öyle. Bizlerin gidebileceğimiz başka yerimiz yok. Ekmeğimizi bu topraklardan kazanıyoruz, başka gelirimiz yok . Doğal hayatı mahvediyorsunuz, ormanları katlediyorsunuz buna izin vermeyeceğiz diyorlar ve günlerdir direniyorlar.
Cumhurbaşkanı doğayı, yaşam alanlarını, geçim kaynaklarını korumaya çalışan bu insanları dışarıdan gelen solcular, komünistler diye itham ederek çığlıklara kulaklarını tıkıyor. Bu insanlara destek olmak için dışarıdan ; yani çevre il ve ilçelerden gelenler var mı, vardır elbette. İmkânım olsa ben de gider destek olurdum. Bu insanlar solcular, komünistler mi? Eee tabii ki solcular, komünistler vardır içlerinde. Bu ideolojilerin temelinde yaşam haklarına, geçim kaynaklarına, özgürlüklere, doğaya, doğal yaşama sahip çıkma dürtüsü vardır. İnsanların diline, dinine, ırkına, cinsine, siyasi görüşlerine bakılmaksızın haklı mücadelelere, haklı direnişlere sahip çıkmak anlayışı vardır.
AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İyi bir şeyi, kötü bir şeymiş gibi ifade etme alışkanlığından vazgeçmemiş. Ne güzel işte; nerede haksızlığa karşı bir direniş varsa orada solcular var, komünistler var. Nerede bir yaşam hakkını savunma, doğayı savunma, doğal yaşamı savunma varsa orada solcular var, komünistler var. Nerede bir demokratik hak arayışı varsa, nerede adalet arayışı varsa orada solcular var, komünistler var. Bu dün de böyleydi, bugün de böyle yarın da böyle olacak. Bu ülkemizde de böyledir, dünyada da böyledir.



