Bir ülkeye yapabileceğiniz en büyük kötülük nifak çıkarmaktır. Ve ne yazık ki AKP’si de MHP’si de bunu yapıyor. Cumhurbaşkanı da, bakanları da, ittifak ortağı da bunu yapıyor.

Geçmişte terör örgütüyle masaya oturan, gizli pazarlıklar yaparak terör örgütünün bölgede gelişip güçlenmesine neden olan siyasi iktidar bugün 5,5 milyondan fazla oy alarak mecliste 67 milletvekili ile temsil edilen bir siyasi partiyi terör örgütü olmakla suçluyor dahası muhalefet partilerine de bu terör örgütü ile ittifak yapıyorsunuz diyor.
Yani “bir ben varım bir de benim destekçilerim var, gerisi terör örgütüdür ya da terör örgütleriyle ittifak halindedir” diyor. Terör saldırıları sonucunda on binlerce insanını kaybetmiş bir ülkede söylenecek söz değil bunlar. Bu ülkede varlığı, birliği, kardeşliği isteyen insanların sözleri bu olamaz. Bu sözler tahriktir, provokasyondur, bu sözler karanlık güçleri, ülke düşmanlarını, koltuk sevdalılarını harekete geçirir.
Öncelikle şunu herkesin bilmesi gerekir, HDP bir terör örgütü değildir. Yasalara uygun olarak kurulmuş, yasalara uygun olarak seçimlere katılmış ve 5,5 milyondan fazla oy alarak 67 milletvekili çıkarmış yasal bir siyasi partidir. Bunu aksini söyleyenler 19 yıldır iktidarda olanlardır. HDP bir terör örgütü ise 19 yıldır yapılan tüm seçimlere ( yerel ve genel) katılmasına nasıl izin verdiniz?
Ülke üzerinde tehlikeli oyunlar oynanmak isteniyor. İzmir’de HDP binasına yapılan saldırıda genç bir insanın katledilmesi bunu açıkça gösteriyor. Soru işaretleri ile dolu, şüphelerle bezeli bir saldırı. Bildik tanıdık söylemler, bildik tanıdık ifadeler, bildik tanıdık yöntemler…
Herkes sözlerine, söylemlerine dikkat etmeli, başta da Cumhurbaşkanı. Süreçte oluşabilecek en küçük saldırının dahi zanlıları yakalanmalı, arkalarındaki güç açığa çıkarılmalıdır. Engellenemeyen her saldırının faili, aydınlatılamayan her saldırının şüphelisi, yakalanan zanlıların arkalarındaki aydınlatılamayan her türlü gücün sorumlusu siyasi iktidar olur.
