Milli değerler ayaklar altına alınırken susacaksınız. Anayasa hiçe sayılırken, defalarca çiğnenirken susacaksınız. Devletin neredeyse tüm kurumları yozlaştırılmaya çalışılırken, cumhuriyetin temel değerlerinden hızla uzaklaştırılmak istenirken susacaksınız. Sınırları kanla çizilen ülkenin varlık nedenlerini oluşturan antlaşmalar lakaytça tartışmaya açılmak, açtırılmak istenirken susacaksınız. Anayasanın değişmez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddeleri ağızlara sakız edilirken susacaksınız.

Sizlere düşen ölmek kimi zaman ülkenin dağlarında, kimi zaman ovalarında, kimi zaman bir akarsu yatağında ya da ormanlık alanlarda belki de kurulan kumpaslarla cezaevlerinde sizlere düşen ölmek.
Sizlere düşen ölmek hiç bir geçerli neden olmaksızın yabancı denizlerde veya yaban topraklarda ya da bir parçanızı elinizi, kolunuzu, bacağınızı belki bir gözünüzü, belki de iki gözünüzü bırakmak geride.
Kahraman ilan ettikleri, besleyip büyüttükleri, silahlarını halka çevirdiğinde, uçakları meclisi bombalamaya başladığında yine siz siper edeceksiniz gövdenizi, yine siz feda edeceksiniz canınızı ve yine onlar kahraman olacak sizler susacaksınız.
Sizlerin adınıza karar alacak, sizlere uygulatmaya kalkacak, başları derde girdiğinde yine size koşacak o kadar zevzek varken sizlere mi düştü konuşmak, yazmak? Bakın yine darbeci ya da darbe isteklisi ilan ediliverdiniz(!) Yine gözaltılar belki de tutuklamalar olacak. Biliyoruz, bunların yaşanabileceğini biliyordunuz, geçmişte yaşadınız. Biliyoruz” Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” diyen önderin izinden gidiyorsunuz. Biliyoruz siz hiç susmadınız hiç de susmayacaksınız!
Belki susanlar anlayacaktır artık susulamayacağını, belki konuşması gerekenler de konuşmaya başlayacak artık. Belki ,belki artık tehlikenin farkına varılacaktır…
