Bu iki kavram asla yan yana gelmez. Demokrasilerde partiler kapatılamaz, partilerin kapatıldığı ülkede demokrasi olmaz. Bugün HDP’nin kapatılması sürecini başlatanlar bunu bilmezler mi? Bilirler elbet. Hedef çağdaş, demokratik hukuk devleti olmak yolunda ilerlemek değil de siyasi iktidarını güçlendirecek hamleler yapmak olunca bile bile antidemokratik uygulamalar tercih nedeni olur.

AKP artık ya hep, ya hiç mantığı ile hareket etmeye başladı. Mevcut sistemle bir daha asla seçim kazanamayacağını biliyor. Günden güne eriyen Cumhur İttifakı karşısında hızla güçlenen bir Millet İttifakının varlığı AKP’yi hata üstüne hata yapmaya zorluyor.
Geçmiş dönemde ülkemizde siyasi partiler kapatılmadı mı? Kapatılan hangi siyasi partinin söylemleri yok oldu? Hiçbiri. Kapatılan her bir parti yeni isim, yeni kimlikle yoluna devam etti hatta daha da güçlenerek yoluna devam etti.
AKP HDP’yi kapatmak ile HDP’nin yok olmayacağını, HDP’ye oy veren milyonlarca insanın siyasi tercihlerinin değişmeyeceğini bilmiyor mu, biliyor. Burada asıl hedef çatırdayan ittifakın ortağını; yani MHP’yi ve MHP’li seçmeni memnun etmek beraberinde Millet İttifakının arasını açmak. Malum Danıştay’ın Andımız ile ilgili kararı Millet İttifakı ile MHP’yi daha doğrusu MHP’li seçmeni aynı çizgiye getirdi. Cumhur İttifakının; yani AKP ile MHP’nin arasını açtı. Tüm Türkiye’den Danıştay’a, beraberinde AKP’ye karşı yükselen tepkilerin önünü kesmek için alelacele HDP’nin kapatılması süreci başlatıldı.
Bu hamleler AKP’ye güç kazandırır mı? Cumhur İttifakını güçlendirir, Millet İttifakını zayıflatır mı? Hayır! Türkiye geçmişte yaşanılan parti kapatma kararlarından sonra büyük deneyim kazandı. Halk artık parti kapatmanın, milletvekili dokunulmazlıklarını kaldırmanın, seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyım atamanın bir çözüm olmadığını yaşayarak öğrendi. Kısacası HDP’yi kapatma hamlesi, yaklaşan sondan kurtulmak için yapılan beyhude bir çabadır.
