Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı açıklamalardan bunu anlıyoruz; efelenme devam edecek ve tabii şehit acıları da…
Kendi ülkesinde açlık intiharları artarak devam ederken, Suriye’de sözde cihatçı terör örgütlerinin finansörlüğünü üstlenen, Suriye ordusuna karşı sözde cihatçı terör örgütleriyle işbirliği içerisinde saldırılar düzenleyen bir siyasi iktidar bunun bedelini çok ağır öder.
Suriye ordusunun denetiminde bulunan bölgelerdeki, TSK’nın gözlem kulelerine yapılan hava saldırısının bir uyarı niteliğinde olduğu söylenebilir. Gerek Suriye, gerekse Rusya’nın açıklamaları bunu gösteriyor. Türkiye sözde cihatçı terör örgütlerini destekliyor, onunla beraber hareket ediyor, buna hakları yok diyorlar ve Türkiye işgalci bir ülke durumundadır diye de ekliyorlar.
Önceki gün Beşar Esad kendi ağzıyla ülkenin tamamında kontrolü sağlamadan mücadeleyi bırakmayacağız, terör örgütlerinin kökünü kazıyacağız dedi. Rusya’da Suriye’yi destekler nitelikte açıklamalar yaptı. Bu demektir ki; Türkiye sözde cihatçı terör örgütlerini desteklemeye, onlarla birlikte Suriye ordusuna karşı saldırılar düzenlemeye ya da düzenlemesine destek vermeye devam ettiği sürece Suriye’nin de, Rusya’nın da hedefindedir. Bunu görmek, anlamak için Suriye ya da Rusya’nın Türk hükumeti gibi, Recep Tayyip Erdoğan gibi her dakika tehditkâr açıklamalar yapması gerekmiyor.
Türk askerinin canı, kanı hiçbir ilgisi, çıkarı olmayan bir konuya feda edilemez. Türk askeri sözde cihatçı terör şebekeleriyle yan yana duramaz, birlikte hareket edemez. Türk askeri siyasal çıkarlar adına savaşa sürülemez. Bunu anlamayan, bilmeyen ya da göremeyen kişiler er ya da geç bu halka hesap verir.
Ve ne yazık ki siyasi çöküş süreci yaşayan Recep Tayyip Erdoğan’da, AKP’de bunu göremiyor. Bu tavır, bu söylemlere göre şehit acılarımız bitmeyecek, tam tersine çok çok artacak. Türkiye bir an önce önlem almalı, erken seçime gitmelidir, başka yolu yok. Olası felaketler ancak bu şekilde önlenebilir.
