Herhalde demokratik hak, demokrasi, kişisel hak, kişinin kendi iradesi gibi kavramlar hiç bu kadar suiistimale uğramamış, hiç bu kadar istismar edilmemiştir. Keza umut, ışık, yenilenme, değişim gibi kavramlarda…
Her şeyden önce kişinin kişisel hak ve özgürlükleri sınırsız değildir. Bulunduğu mevki, makam ya da yapının belirlediği kurallar vardır. Bu kurallar en küçük toplumsal yapı olan aileden başlar, okul, iş ve meslek hayatı olarak devam eder. Genel anlamda da toplumsal kurallar olarak bütünleşir. Yani öyle söylendiği gibi “ Bu benim özgürlüğüm, kişisel tavrım, demokratik hakkım “ gibi söylemler gerçeği yansıtmaz. Herkes bulunduğu yer ve konumun belirlediği kurallara uymak zorundadır.
Örneğin bir siyasi partinin MYK üyesi, PM üyesi, milletvekili, belediye başkanı, il, ilçe başkanları, İl, ilçe yöneticileri hatta parti üyeleri yaptıkları ya da yapmadıkları ile partisine karşı sorumludur. Partisini kamuoyunda tartışılır hale getiremez. Partisini ya da partisini temsil eden herhangi birisini “ bu genel başkan da olabilir, MYK üyesi de, PM üyesi de, milletvekili de, belediye başkanı da, il, ilçe başkanı, il, ilçe yöneticisi hatta parti üyesi de olabilir.” rencide edecek, küçük düşürecek, kötü imaj yaratacak söz söyleyemez, davranışta bulunamaz.
Şimdi, CHP’de birileri seçimli kurultay talebiyle imza başlattı. Bu konuda sorun ya da sıkıntı yok. Seçimli kurultay talebinin gerçekleşmesinin yöntemi bellidir, tüzükte açıkça yazılmıştır. Bu süreç kamuoyuna açık şekilde, partinin ya da parti organlarının ya da partiyi temsil edenlerin rencide olacağı, küçük düşürüleceği, partiyi itibarsızlaştıracağı bir sürece dönüştürülemez, böyle bir şey kabul edilemez. Bunu yapanlar parti suçu işlemiş olur.
Öyleyse nedir CHP’deki bu durum? Neden imza süreci işlemesi gerektiği gibi işlemiyor? Gerekli tartışmalar, görüşmeler neden parti kurullarında yapılmıyor? Talepler, öneriler neden parti organlarına sunulmuyor? MYK üyesinden, parti üyesine kadar neden herkes sorumluluklarının farkında değilmiş gibi davranıyor? Neden parti, genel başkan ya da parti organları kamuoyunda tartışılır hale getiriliyor? Amaç ne? Sorun “Ülkenin geleceğine, topluma, partime ve partilime daha çok sahip çıkarım” iddiasıysa neden partiye zarar veren davranışlar sergileniyor?
Herkes şunu bilsin başka Türkiye yok. Bu ülkenin güvencesi, bu ülkenin umudu, bu ülkenin geleceği Cumhuriyet Halk Partisini “ Bu ülkenin güvenilmezi, bu ülkenin umutsuzluğu ve bu ülkenin geçmişi “ yapmaya kimsenin hakkı yoktur! Kimsenin de gücü yetmez! Herkes kendine gelsin!
