Ben kendi adıma şaşırmadım. Devlet Bahçeli’nin erken seçim çağrısı yapması; Recep Tayyip Erdoğan’ın sözüm ona partisinin ilgili kurullarında görüştükten hemen sonra Devlet Bahçeli ile randevulaşması ve yarım saatlik görüşmenin ardından 24 Haziran 2018’de erken seçim kararı alınması. Ne büyük sürpriz değil mi?
Daha düne kadar “Erken seçim falan yok, herkes işine gücüne baksın” diyenler onlar değil miydi?” 2019’dan önce seçim yok, gündemi böyle şeylerle meşgul etmeyin” diyen onlar değil miydi? Hatta Recep Tayyip Erdoğan “ Erken seçim bu ülkeye ihanettir, bu ülke ne çektiyse erken seçimlerden çekti, erken seçim olmayacak” demiyor muydu? Eee ne oldu şimdi?
Olan şu; bu ülke insanı, bu iki liderin de sözüne güvenilmeyeceğini bir kez daha anladı. Sözlerinin hiçbir hüküm teşkil etmeyeceğini, hiçbir zaman da arkalarından gidilmeyeceğini bir kez daha gördü.
Hani unutmuştu toplum; vatan millet edebiyatıyla sınır ötesi harekâtlar başlayınca bunların birbirlerine ağza alınmayacak laflar söylediklerini. Unutmuştu toplum; senden ve yedi sülalenden hesap sormazsam namerdim, şerefsizim diye meydanlarda birbirlerine meydan okuduklarını. Hani dedim ya; telaffuzu bile insanı rahatsız edecek kadar ağır hakaretleri birbirlerine sabah akşam saydırdıklarını. Eee şimdi o günleri düşününce bugün yaptıkları çok normal…
Peki, neden bu tarih seçildi? Neden bu kadar acele edildi? Yangından mal kaçırır gibi… Cevabı çok basit; artık ülkeyi yönetemiyorlar. İçeride ve dışarıda sürekli kan kaybediliyor. Her geçen gün bir önceki günden daha kötüye gidiyor. Ekonomik kriz başladı, başlayacak ( ciddi anlamda). Siyasal kriz aldı başını gidiyor; dünya Türkiye’yi Suriye’deki işgalci güç olarak görüyor. Her an BM “Pılını pırtını topla Suriye’yi terk et” diyebilir. Demokrasi desen zaten artık üçüncü sınıf bile değil. AB kınamaktan yoruldu.
Eee ne olacak? Bu hükümet 2019’u çıkaramaz. Öyleyse hadi bir erken seçim yapalım. OHAL koşullarında, silahların gölgesinde. Tadından yenmez değil mi? Devlet olanakları sonuna kadar hizmetinde. Devlet kasası sonuna kadar emrinde. Devlet otoritesi zaten OHAL nedeniyle muhalefetin sırtında.
Muhalefet partilerinin ekonomik güçleri yok, devlet olanakları yok, vatandaşa dert anlatacak, proje sunacak zamanları da yok. Eee o zaman seçim çantada keklik…
Yok, işte bu iş o kadar kolay değil. Bu millet artık ne Recep Tayyip Erdoğan’a ne de Devlet Bahçeliye inanmıyor. Ne söylediyseler tersini yaptılar. Bugün olduğu gibi…
Hadi Türkiye’m oyuna, iradene, ülkene sahip çıkmanın zamanıdır. Hadi Türkiye’m iki ay uzun bir süre değil; unutun her şeyi ve sadece ülkem deyin. Unutun her şeyi sadece demokrasi, hak, hukuk, adalet deyin. Hadi Türkiye’m…
