Hiç yakışmamış…

tarafından
236
Hiç yakışmamış…

Bunu büyük bir içtenlikle söylüyorum, gerçekten hiç yakışmamış. Üzerinde eğreti duruyor. Hani bir yerlerde unutulan bir giysinin bir cismin üzerine asılması gibi; üzerinde durduğu şeye ait olmadığı çok açık…

Kamuflajın asaletinden midir, nedir bilmiyorum; her insana yakışmıyor. Ben mesela 35’inden sonra gittim askere. Elimde valizim, nizamiye kapısından girmek için öylesine bir çaba harcadım ki anlatamam. Önce nöbetçi çavuş, sonra sinirle gelen nöbetçi başçavuş, en sonunda da nöbetçi subay” Ziyaretçi giremez, yasak kardeşim anlamıyor musun?” diye direndiler. Eee malum yüzüme bakınca konuşmama fırsat vermiyorlar ki; bir askerden çok, asker babasına benziyorum. “Bakın 15 sene sonra askeri mahkeme, askeri Yargıtay, sonra tekrar askeri mahkeme, tekrar askeri Yargıtay en sonunda da sulh ceza ve Yargıtay kararıyla geldim buraya; almıyorsunuz içeri, dönüp gidiyorum “ dediğimde nöbetçi subayın yüz ifadesini görmenizi isterdim. Az kalsın nizamiyedeki erlere “Vurun”  emri verecekti…

Bölükte, tugayda ilk kez karşılaştığım uzmanlar görür görmez komutanım çekiyor, sonra fark ediyorlardı. Acemi şansı ya; bölük bahçesinde gezerken bir gün, bir subay bölük komutanını sordu, nerede dedi.  Bölük komutanı kim bilmiyorum ki, “ Adı ne, sorup geleyim” dedim. Sen gel bakalım buraya dedi sohbet başladı. Acaba bir yerden tanışıyor muyuz diye düşünürken “ Benim kim olduğumu biliyor musun “ dedi devam etti “ Tabur komutanınızım” … Ben saf saf “Memnun oldum komutanım” derken arkamdan gelen gök gürültüsünü andıran bir sesle irkildim, hatırladığım tek şey “ Emret komutanım” sözüydü. Meğerse nöbetçi çavuş uzaktan görmüş, koşa koşa gelmiş. Eyvah” Metin Abinin başı dertte “ diye. Bana abi dediği için birkaç kez bölük astsubayından dayak yemişti de… Malum yaş büyük, bir de kısa dönem olunca hatalarımdan dolayı beni dövemiyorlar yerime askerleri dövüyorlardı. Anlayacağınız beni düşündüğü için değil kendi yiyeceği dayağın korkusuyla koştu geldi. Korktuğu gibi de olmadı gerçi. O günden sonra tabur komutanı bana “ Devrem gel, devrem git “demeye başladı.

Neyse lafı daha fazla uzatmayayım; sözün kısası askerinden, astsubayına, subayına; bölük komutanından tabur komutanına kadar bana bir türlü  asker gözüyle bakmamalarına rağmen “ Kamuflaj yakışıyordu be kardeşim. Hala asker kimliğimi cüzdanımda taşırım, hala canım sıkıldıkça kamuflajlı fotoğraflarımı açar bakarım. Birçok kişi de benimle aynı fikirde…

Ama kardeşim kamuflaj bu… Herkese yakışmıyor, üzerinde sırıtıyor adeta; bazılarına mevki, makam yakışmadığı gibi… Yakışmamış, yakışmıyor be kardeşim!