21. Yüzyıl Türkiye’sinde yaşadıklarımız gerçekten inanılmaz. Cumhurbaşkanı dünyanın en saygın meslek örgütlerinden biri olan TTB’yi terör sevici olmakla, terörizmi desteklemekle suçladı. Soruşturmalar açıldı, operasyonlar başlatıldı, gözaltılar yapıldı sonuç; hepsi şartlı tahliye. Buradan şöyle bir sonuç çıkarabiliriz” Soruşturmaları yürüten savcılık, cumhurbaşkanının iddialarını destekler nitelikte bilgi, belgelere ulaşamamış”. Tersi olsaydı şu an hepsi tutuklanmış çoktan hücrelerde gün saymaya başlamış olurdu.
Cumhurbaşkanının” Eyyy savcılar siz ne yaptığınızı zannediyorsunuz, terör sevicilerini nasıl serbest bırakırsınız “ diye bir çıkışını duymayınca, adli makamların kararına saygı duyduğunu ve onlara güvendiğini, kendisinin terör seviciler çıkışının pek de haklı olmadığını fark ettiğini sandık. Oysa durum hiç de öyle değilmiş. Şimdi yeni bir atak başlattı. Üstelik TTB’nin yanına TBB’yi ekledi.
Diyor ki; Türk ve Türkiye isimlerini sadece hak edenler, yakışanlar kullanabilir. Türk, Türkiye isimlerini hak etmiyorlar dediği kurumlar, anayasal kurumlar; birisi Türk Tabipleri Birliği diğeri Türkiye Barolar Birliği. Türk Tabipleri Birliği 1953’de 6023 sayılı yasa ile kurulmuş anayasal güvenceye sahip kamu kurumu. Türkiye Barolar Birliği de 7 Temmuz 1969 tarihinde yürürlüğe giren 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile kurulması kabul edilen yasal kurum. Her ikisi de dünyada son derece saygın kurumlar. Ülkede yaşanılan olağanüstü durumlardaki duruşlarıyla kamuoyunun gönlünde taht kuran kurumlar. Örneğin 12 Eylül askeri mahkemelerinin idam kararlarına karşı duruş ortaya koyarak ulusal ve uluslararası kamuoyu oluşturan Türk Tabipleri Birliği sayesinde birçok mahkûm idamdan kurtuldu. Türkiye Barolar Birliğinin Balyoz, Ergenekon vs kumpaslarında nasıl cansiparane savunmalar yaptıkları ise hafızlarımızda çok taze.
Her iki kurum da bu toplumun gözbebeği, her iki meslek grubu da bu toplumun yüz akı. Böylesine suçlanmayı, böylesine hedefe konulmayı hak etmiyorlar. Bir insanın ne zaman, nerede doktora, ne zaman nerede avukata ihtiyacı olur kimse bilemez.
Her iki kurum da bu toplumun vazgeçilmezidir. Hak ettikleri saygı göstermekte her bireyin, kurumun görevidir. Buna cumhurbaşkanı da dâhil.
