Böyle bir olay normal şartlar altında, çağdaş, uygar bir ülkede yaşanacak olsa milyonlarca insan sokaklara iner hükümet istifa etmek zorunda kalırdı. Bizde ise hala sağduyu çağrısı yapan; aman sokaklara inmeyin, vatan düşmanlarının ekmeğine yağ sürmeyin diyenler var. Yahu en büyük vatan düşmanlığı millet iradesinin gasp edilmesi ve millet iradesini gasp edenlerin savunulması değil mi?
Hukukçular çıkıyor YSK’nın kararı yasaya, anayasa aykırıdır, YSK’nın böyle bir yetkisi yok, YSK suç işlemiştir diyor; YSK Başkanı seçim kanunu değişmeden önceki uygulamaları YSK’nın resmi sitesine koyuyor; pişkin pişkin koltuğunda oturuyor.
Referandum sürecinde “ Hayır” diyen siyasi partiler, kendi sandık görevlilerinin tutanaklarıyla YSK’nın açıkladığı sonuçların örtüşmediğini kamuoyuna açıklıyor, YSK’dan tık yok. Seçim bölgelerinde boş arazilerde, inşaatlarda yırtılmış “ Hayır” oyları bulunuyor, YSK’dan tık yok. İki buçuk milyon mühürsüz oy kullanıldığı kamuoyuna açıklanıyor, YSK Başkanı ben bunu bilemem diye cevap veriyor.
Peki, bütün bunlar olurken hükümet kanadı, başbakan, cumhurbaşkanı ne diyor? Yaşanan rezaleti umursamadan, milletimiz kararını vermiştir diyor. Bir de üstüne üstlük cumhurbaşkanı çıkıyor kesinleşmemiş referandum sonuçları üzerine “ Atı alan Üsküdar’ı geçti “ diyor.
Burada At dediği, seçim sonuçları; atı alan Üsküdar’ı geçti dediği kendisi. Yani ben milyonlarca insanın gözü önünde YSK’nın suç işlemesine aldırmıyorum, ben geçersiz oylarla kabul edilen yeni anayasayı kabul ediyorum, sonucun meşru olması ya da olmaması benim için önemli değil diyor. Milletin ne düşündüğü, ne düşüneceği; Avrupa’nın ne düşündüğü, ne düşüneceği; dünyanın ne düşündüğü, ne düşüneceği umurumda bile değil diyor.
Ve bazı saf insanlar da; aman sakin olun, evinizde oturun, provokasyonlara gelmeyin, bu sonuçla AKP bitmiştir, bu sistem uygulanamaz diyor. Kusura bakmayın; ama ya çok safsınız ya da yandaşsınız. Bütün bu oy yolsuzluğunun, hırsızlığının, milli iradenin gasp edilmesinin üzerine oturan bir AKP’de, bir cumhurbaşkanı da çok şey yapar; ülkeyi felakete sürekler.
Yapılacak şey bellidir. Yine referandum öncesinde olduğu gibi insanlar sokak sokak, ev ev gezerek milli iradenin gasp edildiğini, referandumun yenilenmesi gerektiğini halka anlatmalıdır. Siyasi partiler ve kişiler hukuki süreçleri seçim kurulları önünde, izin verilmezse meydanlarda, izin verilmezse parklarda takip etmelidir. Bu rezaleti, bu hırsızlığı ve yolsuzluğu ortadan kaldıracak tek güç milletin kendisidir. Susma haykır, oyuna iradene sahip çık. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ve sözünü hatırla; Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
