Riyakârlık değil de nedir?

tarafından
266
Riyakârlık değil de nedir?

564Riyakârlık değil de nedir?

Hiç bir devletin kabul etmeyeceği, hiç bir hukuk düzeninin içine sindiremeyeceği, hiç bir demokratik iradenin tanımayacağı yöntemlerle barikatlar kuracak, hendekler kazacaksın. Kurduğun barikatların ardına eli silahlı adamlar yerleştirecek, kazdığın hendeklere yüzlerce belki de binlerce tuzak yerleştireceksin. Askere, polise pusu kuracaksın; yetmeyecek ambulansları yakacak, sağlık görevlilerini vuracaksın, itfaiye araçlarına roketle saldıracaksın. Güvenlik kuvvetlerinin müdahalesini soykırım ile suçlayacak, devleti” kendi topraklarını” işgal etmekle itham edeceksin, sonra da çıkıp “demokrasi mücadelesinde yalnız kaldık, demokratik güçler neden harekete geçmiyor, nerede gezi ruhu diyeceksin(!)”

Gezi ruhu için başlangıçta ne dediğinizi, önderliğinizin ne tür açıklamalar yaptığını hatırlatmamıza gerek görmeden bilmeniz gereken bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Özgürlük, demokrasi, demokratik yaşam, bireysel temel hak ve özgürlükler evrenseldir. Etnik yapıya, dinsel inanışlara göre değişmez. Bunun için Eskişehir’de hayatını kaybeden Ali İsmail Korkmaz’ın ya da Ankara’da hayatını kaybeden Ethem Sarısülük’ün veya İstanbul Ümraniye’de Mehmet Ayvalıtaş’ın, Antakya’da Abdullah Cömert’in, Lice’de Medeni Yıldırım’ın , Adana’da polis memuru Mustafa sarı’nın  ne etnik kökenini ,ne dilini , ne de dinini  kimse merak etmedi, sormadı,sorgulamadı. İnsanlar sadece demokratik tepkilerini adil bir şekilde ortaya koydukları için uğradıkları devlet şiddeti karşısında birleşti. Hatırlarsınız, hani sizler Ulusalcıların bir oyunudur, bu oyuna gelmeyiz dediğinizde barikatlara yürüyordu yüz binler. Hani önderliğinizin, bu çözüm sürecine bozmak, darbe koşulları oluşturmak için kurulmuş komplodur dediği zamanlar insan seli akıyordu meydanlara. Kimse, kimsenin etnik kimliğini de merak etmedi dini inançlarını da. Hatırlayın yeryüzü sofralarında kimlerin yan yana oturduğunu. İftar sofralarında kimse, kimseye kimsin, kimlerdensin diye sormadı. Kürt müsün, Türk müsün, Laz mısın, Çerkez misin diye sormaya kalkacak kadar aptal olan birisi de çıkmadı, çıksaydı da inanın bir araba sopa yerdi.

Size bakıyorum da ağzınızdan çıkan ilk cümleler Kürt ile başlıyor, son cümleler Kürt ile bitiyor. Kurduğunuz cümlelerin hiç bir yerinde demokrasi, insan hakları, temel hak ve özgürlükler yer almıyor, sınıf mücadelesinden bahsedilmiyor. Gerçi eksik bir cümle oldu düzeltiyorum; başına ve sonuna Kürt adını eklemediğiniz demokrasi, insan hakları, temel hak ve özgürlükler yer almıyor. Sanki bu ülkede Kürtlerden başka kimsenin sorunu yok gibi. Sanki demokrasi, temel hak ve özgürlükler sadece Kürtlerin hakkı gibi. Ha, demokrasi, özgürlük mücadelesi veriyoruz bu sadece Kürtler için değil bütün halklar için diyorsanız durun orada; o kadar da uzun boylu değil. O mücadele 97 yıl önce başladı,  93 yıl önce tamamlandı. O mücadele emperyalist işgalcilere karşı bütün halklar tarafından ” ya bağımsızlık ya ölüm” sloganıyla kazanıldı. Emperyalistlerin kucağında, emperyalistlerin sağladığı silahlarla kendi askerine, kendi polisine, kendi halkına karşı değil.

Birde, bir türlü anlayamadığım şey nedir biliyor musunuz? Çatışmalarda elinde silah ölen her HPG’li sivil olurken ;mesela, devletin güvenlik kuvvetleri soykırımcı oluyor ;nedense(!) Bölgede ölen her insanın (asker, polis de dâhil) sorumlusu olarak derin devlet gösterilirken, HPG Basın irtibat bürosu açıklama yapıyor;  (2015’in Savaş bilançosu başlığıyla) 2015 yılında 1250 asker, 132 polis, 162 özel harekatçı ve 13 üst rütbeli asker öldürüldü, 261 gerilla yaşamını yitirdi…

Şimdi hangisine inanalım? Bölgede Kürtler soykırıma  uğruyor diyen PKK bileşenlerine ve destekçilerine mi; yoksa HPG’nin resmi açıklamasına mı? Hangisi katliam yapıyor? HPG’mi, güvenlik kuvvetleri mi?

Ölen insanların kimliğine bakmadan üzülebiliyorsan eğer, bir çocuğun rengine bakmadan gözyaşları hançer gibi saplanıyorsa yüreğine, bir annenin diline, şivesine aldırış etmeden feryatlarıyla kanın çekiliyorsa damarlarından sen ancak o zaman insan olabilirsin. Bırak özgürlük, demokrasi mücadelesini; hiçbir şeyin anlamı yok insan olmadıktan sonra…

Yargılanacaksınız!  Bugün nedenini  dahi anlayamadığınız savaşın tarafları olarak. Yargılanacaksınız! Hem de kan kusturduğunuz Kürtler yargılayacak sizleri. Hukuken de, vicdanen de! Unutmayın bugün hayatını kaybeden her insanın vebali üzerinizde. Er ya da geç hesabını vereceksiniz  hem de birlikte…