Şehit Olmak İstiyorum

tarafından
273

564Şehit Olmak İstiyorum

Yolda yürürken aniden bir mikrofon uzatılıyor önünüze, dönüp bakıyorsunuz; genç ve güzel bir hanım. Hemen yanında omuzunda kamera olan kara yağız bir delikanlı. Önce şaşırıyorsunuz, ne olduğunu anlamaya çalışırken; genç ve güzel hanım başlıyor sorular sormaya ve tabii ki kamera kayıtta…

2015 yılı nasıldı sizler için? Nasıl bir yıl yaşadınız? Yeni yıldan beklentileriniz nedir? Mutlu musunuz? Sevdiklerinize hediyeler alacak mısınız? Anlıyorsunuz ki bir televizyon kanalı için çekim yapılıyor. Bu yıl yaşadıklarınız ile yeni yıl beklentilerinizi öğrenmek istiyorlar. Derin bir iç çekip ilk soruyu siz soruyorsunuz. Söyleyeceklerimi yayınlayacak mısınız? Bir an bakışlarınız tutuluyor adeta gözlerinizle; bilemem der gibi bakıyor size güzel hanım. Anlıyorsunuz ki; beklenen, aranan, vatandaş siz değilsiniz. Çok şükür ile söze başlamadığınızdan, mutluyum, Allah sağlık sıhhat versin demediğinizden anladı hemen; güzel hanım ile kara yağız kameraman. Onun için de çoktan gözlerine başkalarını kestirdiler bile. Onlar o tarafa yönelmeden, siz daha atak davranarak işe gecikiyorum, size kolay gelsin diyerek uzaklaşıyorsunuz oradan.

Sonra iş yerinize geliyorsunuz ve çayınızı henüz yudumlamadan, başlıyorsunuz gazete sayfalarını karıştırmaya. Birinci sayfaların neredeyse tamamı başkanlık sistemi ile ilgili görüşlerini açıklayan daha doğrusu başkanlık sistemini dayatmaya çalışan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarıyla dolu; hemen ardından güneydoğu operasyonları.  Bilinçli bir algı yaratılmak istendiği hemen anlaşılıyor. Sorun parlamenter sistem, başkanlık sistemine geçilirse her tür sorun çözülmüş olacak…

İlk sayfanın göz alıcı yerlerinde yanmış, yıkılmış evler ve önlerinde koşuşturan kadın, çocuk fotoğrafları. Ardından maç skoru açıklarcasına ölüm haberleri; şu kadar güvenlik görevlisi, bu kadar terörist, bu kadar da sivil vatandaş hayatını kaybetti. Sonra, sonra da şehit çocuklarının fotoğrafları…

Birden aklınıza geliyor, az önce önünüze uzatılan mikrofon. Bunları sorsanız ya diyorsunuz. Bunca insan neden ölüyor? Neden her gün şehit haberleri geliyor? Güneydoğu neden kan gölüne döndü? Bütün bu yaşanılan acıların sorumlusu kim? Ekmek bulmakta zorlanan insanların eline böylesine pahalı silahları kimler veriyor? Bitmek, tükenmek bilmeyen cephaneler kuşatma altındaki mahallelere nasıl ulaştırılıyor.  Açken etle, ekmekle beslenmeye muhtaçken yalanla besleyenler; şimdi silahlarla, ölümlerle mi besliyorlar sizleri? Haydi, uzatsana mikrofonu bir şehit çocuğuna ya da bir teröristin çocuğuna! Bak çığlıkları aynı. Gözyaşları aynı. Bak şehidin annesinin feryatları nasıl yürekleri yakıyorsa, teröristin annesi de acılar içinde kıvranıyor. Hani nerede? Çözüm sürecinin mimarları? Hani nerede anneler artık ağlamayacak diyenler? Hani nerede? Nerede kameraların karşısında onlarca korumanın arasında “ Şehit olmak istiyorum” diyen demagog? Yok ortalarda…

Birileri hala çıkıyor başkanlık sisteminden bahsediyor. Ülke kan gölüne dönmüş, dönmeye devam ediyor. Yangını söndürmek yerine, yangına körükle gidiyor.  Ülke her gün bilinmeze bir adım daha atarken, her gün başka bir hesap yapılıyor.

Sonra düşünürken öylece, güzel hanımın soruları geliyor aklınıza; ne mi bekliyorum, ne mi diliyorum yeni yıldan? Çocuklar üzülmesin! Çocuklar ölmesin!  Anneler ağlamasın! Sorumlular hesap versin! Sorumlulardan hesap sorulsun!