İzmir’i çok seviyormuş. Çok güzel şeyler olacakmış. İzmirli de onu çok seviyor. Öyle çok seviyor ki “Çok güzel olacak” şeyleri öğrenmek için akın akın kucaklaşmaya, tebrik etmeye gitmek isterken yollar polis barikatlarıyla kapatılıyor. Öyle çok seviliyor ki, kutlamalarda izdiham sonucu tatsız olaylar yaşanmasın diye polis olağanüstü önlem alıyor.

Rahmetli Sırrı Süreyya Önder’in meclis kürsüsünden iktidar ve ortaklarına söylediği bir söz vardı “ Her söze Allah utandırmasın diye başlıyorsunuz ya Allah duanızı kabul etti, utanma duygunuzu elinizden aldı” diyordu. İşte bu utanma duygusu kaldırılanlara bir yenisi daha eklendi Cemil Tugay…
Bu konuyla ilgili okumaya, yazmaya, nedenlerini sorgulamaya gerek yok “ İhanetin nedeni olmaz bedeli olur”. Kurtuluş savaşının zaferle taçlandığı, laik demokratik devletin adeta simgesi olmuş iktidar tarafından “Gavur İzmir” diye tanımlanmış şehirde laik demokratik hukuk devletine gönül vermiş insanların oylarıyla belediye başkanı seçil, sonra dön seçmenlerine ve değerlerine ihanet ederek tüm değerleriyle çelişen partiye katıl. Bunun adı ihanettir ve er ya da geç bedeli olur. Göreceğiz ilk seçimde sevdiğini söylediği şehir nasıl bedelini ödetecek. Tabii aday gösterilirse…
Aday gösterilirse diyorum; çünkü belediye başkanlarının transferi seçim kazanmak için değil algı yaratmak ve belediyelerin kasasına el koyarak seçim bütçesi oluşturmak için yapılıyor. Hep birlikte göreceğiz millet iradesini satan bu onursuzların büyük çoğunluğu hiçbir yere aday gösterilmeyecek, gösterildikleri yerlerde de hezimete uğrayacaklar.
Bu halk belki her şeyi unutur, geçim sıkıntısı, işsizlik, baskı; ama iki şeyi unutmaz bir hainleri bir de gerçek kahramanları. İşte bugün bu ayrışmayı yaşıyor partiler ve toplum. Hainler ve kahramanlar…

