Karadeniz fıkrası gibi

tarafından
390

Gündem öylesine yoğun ki artık takip etmekte zorlanıyoruz. Muhalefet partili belediyelere yapılan operasyonlar hız kesmeden devam ederken, sözde itirafçıların ifadeleriyle tutuklanan belediye başkanlarına her gün yenileri ekleniyor. Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının yargılandığı davalar ise evlere şenlik…

Somut deliller yok, kanıt olabilecek belgeler yok, itirafçıların çoğu “ Ben görmedim; ama duydum” hatta ben duymadım; ama duyanlar öyle diyordu” gibi ifadelerle yargılamalar sürüyor. Tutuksuz yargılanan sanık ifade verirken savcı tutuklanma talebinde bulunabiliyor, örgüt lideri olduğu iddia edilen Ekrem İmamoğlu’nun savunma hakkı sınırlanıyor.

Ha bu arada da “Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi” adı verilen sözde demokratikleşme süreci son hız devam ediyor gibi görülürken Emekli Tuğamiral Türker Ertürk bir televizyon programında kullandığı cümleler yüzünden“halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık ve vücut dokunulmazlığına yönelik aleni tehdit” suçlamasıyla tutuklanıyor. Tam bir kara deniz fıkrası gibi…

Tutuklanmasına sebep olan sözlerin üç yıl önce söylenmiş olması bir yana Türk Ertürk bu sözleri ya da benzerlerini yeni söylemiyor ki. Kendisiyle Balyoz, Ergenekon vs davalarını takip etmek için Silivri’ye sıkça gittiğim yıllarda tanışmıştım son derece beyefendi, konuşurken sözcükleri özenle seçen bir insan. Daha sonra çeşitli konferanslarda, etkinliklerde karşılaştık, tanıştığımız günlerde ne söylüyor, ne yazıyorduysa on yıllar sonra da aynı şeyleri konuşuyor, aynı şeyleri yazıyor. Ne duruşunda ne de söyleminde bir farklılık yok.

Anlaşılan o ki iktidarın ona karşı tahammülü kalmamış. Türker Ertürk sıradan birisi değil. O başarılı bir subay, iyi bir akademisyen, gözü pek bir yazar, yiğit bir yurtseverdir. Canından ödün verir; ama Atatürkçülükten, cumhuriyetten ödün vermez. Çıkar ilişkilerinde asla adı geçmez. Tutuklanmasına gerekçe gösterilen sözler ve tutuklanma nedeni gerçekten komik.