Suriye gerçeği

tarafından
465

Acımız büyük, içimiz kan ağlıyor. İçimiz kan ağlıyor; ama yaşadıklarımız gerçekleri görmemize, anlamaya çalışmamamıza engel olmamalı. Suriye’de yıllardır süren bir iç savaş var. Suriye devleti, yıllardır ülkeyi kana bulayan şeriatçı terör örgütleriyle mücadele ediyor ve işin sonuna geldiler. Rusya destekli Suriye ordusu terör örgütlerinin kontrolünde olan bölgeleri bir bir ele geçirdi. Şu an da şeriatçı terör örgütleri İdlib dışında hiçbir yerde kalmadı; yani Suriye bu beladan kurtulmak üzere.

İdlib’de sıkışıp kalan terör örgütleri can havliyle kanlı saldırılar düzenlemeye başladı. Zaman zaman kırsalda kaybettiği noktaları geri alma girişimleri de oluyor. Bu süreçte asker, sivil, Rus ordusu, Suriye ordusu ayırımı yapmadan saldırıyor.

Peki, bütün bunlar olurken Türkiye ne yapıyor? İç savaşın ilk yıllarından itibaren bu örgütleri destekliyor. Silah, mühimmat desteği sağlıyor, askeri eğitimler veriyor, ekonomik yardımların yanı sıra tıbbi yardımlarda bulunuyor. Kısacası ilk günden itibaren şeriatçı terör örgütlerinin yanında duruyor.  Suriye’nin ezici çoğunlukla seçilmiş resmi Devlet Başkanı Beşar Esad’ı tanımıyor.

Türkiye’nin komşu ülkede süren iç savaşta böylesine taraf olması başlangıçta bu kadar büyük sorun olmadı; ancak bu desteği sözde insanı yardım adına, sözde terörü önleme adına Suriye topraklarına girerek sürdürmek istemesiyle tehlikeli bir boyut aldı.

Türkiye’nin anlamadığı, anlayamadığı bir şey var; ABD izin vermediği sürece ABD’nin kontrolünde olan Kürt gruplarının yoğun olduğu bölgelere müdahale edemez. Sadece ve sadece ABD’nin izin verdiği kadar, müsaade ettiği kadar müdahil olabilir. Keza Suriye ordusunun kontrolü sağladığı bölgelerde de durum farklı değil. Rusya izin vermediği sürece kılını kıpırdatamaz, kıpırdatırsa ağır kayıplar verir.

Gelelim İdlib ve çevresi konusuna. İdlib’de El- Nusra ile destekçisi terör grupları var ve burası onlar için son durak. Çekilebilecekleri başka bir alan, başka bir bölge kalmadı. Türkiye bu bölgelerde; yani daha önce El- Nusra’nın kontrolünde olan bölgelerde Soçi anlaşmasına dayanan, sözde insani yardım amaçlı, ateşkesi sağlayacak, güvenli bölge oluşumuna katkı koyacak gözlem kuleleri oluşturdu. TSK’nın gözlem kuleleri oluşturmasından sonra silahlı terör örgütlerinin saldırıları durmadı, tam tersine artarak devam etti üstelikte İdlib şeriatçı terör örgütlerinin yığınak yaptığı kalesi haline geldi.

Bunun üzerine Rusya destekli Suriye ordusu harekete geçti ve bölgeyi terör örgütlerinden temizlemeye başladı. Süreç içerisinde TSK’ya ait kuleler Suriye ordusunun denetimine geçen bölgelerde kaldı; yani buradaki askeri kuleler amacına uygun işlevini kaybetti.  İşte Suriye’de şehit verdiğimiz yerler buralar ve buralardan izinsiz çıkan yani uzaklaşan askeri unsurlar.

Şimdi Suriye ve Rusya’nın, TSK buralarda isyancı terör örgütleriyle birlikte hareket ediyor, her tür desteği sağlıyor, zaman zaman terör gruplarıyla birlikte Suriye ordusuna saldırıyor iddiası bir yana Türk askerinin bu noktada ne işi var?

Bölge Suriye ordusunun denetimi içinde kaldı. Suriye ordusunun terör örgütleriyle çatışması devam ediyor ve terör örgütleri tamamen temizlenene kadar devam edecek. Bunu Suriye’de, Rusya’da defalarca söyledi.  Öyleyse neden hala oradayız? Orası ateş hattının tam ortası ve Türkiye’nin tarafı baştan beri belli…

Sizce Türkiye o noktalarda kalarak ateşkesin sağlanmasına, insani yardımların yapılmasına, bölgede güvenli bir alan oluşturulmasına katkı sağlar mı?

Bana göre hayır! Ne ateşkesin sağlanmasına, ne insani yardımların yapılmasına ne de güvenli bir alan oluşturulmasına asla katkı sağlamaz. Tam tersine çatışmaların şiddetlenmesine, akan kanın artmasına neden olur. En kötüsü de canımız yanmaya, şehitlerimiz gelmeye artarak devam eder.

Ve ne yazık ki bugünkü tablonun sorumlusu AKP hükumetidir. Baştan beri süren yanlış politikaların bedelini ne yazık ki şehitlerle ödüyoruz. Gencecik bedenler bir hiç uğruna şehit düşüyor yaban ellerde… Türkiye AKP’den kurtulmalıdır, başka yolu yok…