Covid-19 salgını devam ediyor, üstelik yükselişe geçti. Açlık,yokluk, sefalet intiharları devam ediyor. Kadın, çocuk tacizleri, cinayetleri devam ediyor. Çalışanlar açlık sınırının altında bir gelirle çalışmak zorunda kalıyor. Emekliler zaten perişan. Gençlik gelecekten umudunu kesmiş.

Demokratik hak ve özgürlükler mi; baro başkanlarının yasal hakları engelleniyor, polis zoruyla dağıtılıyor, gazlanıp , coplanıyorlar, aileleriyle bir restoranda ,bir akşam yemeği yedikleri sırada kimlik kontrolü yapan polise sadece yasal gerekçelerinin ne olduğunu sorduğu için ailesinin gözü önünde zorla gözaltına alınıyor.
Diyanet işleri başkanı bu ülkenin kurucu liderine lanet okuyor, halktan çok büyük tepki görünce kıvırıyor , sözlerine başka anlamlar yüklemeye çalışıyor. Hükumet kanadı aynı yöntemle diyanet işleri başkanını savunmaya çalışıyor, toplum bu konularla meşgulken klasik sabaha karşı meclis genel kurullarından birinde sosyal medya’ya sansür uygulama konusu yasalaşıyor.
Vatandaş mı ? Kimisi borç harç kurban kesme derdinde. Kimisi kurban eti getiren olur mu acaba diye düşünürken, kimisi de kesilen kurban etlerini buzdolaplarına yerleştirme derdinde.
Sonuç mu? Her zaman ki gibi adetten bayramlaşma, zoraki tebessümler, gençlerin yolunu bekleyen büyükler. Ve her kurban bayramının olmazsa olmazı kaçan danalar, yaralanan kasaplar, en korkuncu da trafik kazaları. Yine yaşanacak ,kazalar. Yine can kayıpları olacak tüm uyarılara rağmen. Bile göre yaşadığımız her şeye rağmen iyi bayramlar demekten başka yapacak bir şeyimiz yok. Hadi kutlu olsun bakalım… Hadi kazasız, belasız bayramlar…
