Bilineni bilmezden gelmek, herkesin bildiğini kimse bilmiyormuş gibi herkese yeniden, üstelikte farklı şekilde anlatmak, sanrım tanımı bu. Bunun adına insan aklıyla dalga geçmek deniyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı şey tam olarak da bu, aklımızla alay ediyor.

Tekâlif-i Milliye emirlerini bugünkü “Biz bize yeteriz “ adı verilen yardım kampanyasıyla karşılaştırmak ya cahilliğin ürünüdür ya da 18 yıllık siyasi iktidar döneminin ülkeyi getirdiği noktayı gizlemeye çalışmanın sonucudur. Başka türlü açıklanamaz.
Cumhurbaşkanı konuşmasında “Tekâlif-i Milliye’nin bazı maddelerini özetleyeceğim” dedi, neredeyse tüm maddelerini okudu. Tekâlif-i Milliye zaten toplam 10 madde. Sakarya savaşı öncesinde orduyu güçlendirmek için yayınlanmış emirdir. Maddeleri de şunlar;
- Her ilçede bir Tekâlif-i Milliye Komisyonu ve bu komisyonun hızlı çalışması için İstiklal Mahkemeleri kurulacaktır.
- Her aile Milli Vergi Komisyonu’na bir takım çamaşır, bir çift çorap ve çarık verecekti.
- Her türlü yiyecek maddesinin yüzde kırkına bedeli sonradan ödenmek şartıyla el konulacaktı.
- Ticaret adamlarının ve halkın elinde bulunan her çeşit kumaş, deri, ayakkabı ve giyim kuşama yönelik her şeyin yüzde kırkına bedeli sonradan ödenmek üzere el konacaktı.
- Halkın elinde bulunan araçlar aylık yüz km’lik askeri ulaşım yapacaklardı.
- Ordunun yiyeceği ve giyeceği için gerekli görülen bütün sahipsiz mallara el konulacaktı.
- Halkın elindeki bütün silah ve cephane üç gün içerisinde komisyona teslim edilecekti.
- Ülkedeki her türlü makinalı araç ve gerecin yüzde kırkına el konulacaktı.
- Ülkedeki bütün demirci, dökümcü, nalbant, marangoz gibi zanaatkârlar ordu hizmetine girecekti.
- Halkın elindeki taşıt araçları ile binek hayvanlarının yüzde yirmisine el konulacaktı.
Şimdi ulusal kurtuluş mücadelesi veren bir orduya toplanacak yardımlarla, 18 yıl yönettiğin devlete yardım toplamak aynı şey mi? İnsanlarla düpedüz alay ediliyor. Konuşması o kadar dağınık ve ilgisiz, alakasız konularda ki cevap vermeye kalksanız köşe yazısı değil kitap yazmanız gerekir.
Gereken her tür önlem alınmış da Avrupa ve ABD gereken önlemleri almadığı için buralarla irtibatlı olan insanlar koronavirüs salgınını Türkiye’ye taşımış(!) Güler misin, ağlar mısın? Yahu önlem almak nasıl oluyor? Şu an için izolasyon; yani salgına yakalananları testlerle tespit etmek ve izolasyonu sağlamak değil mi? Sen havaalanlarında, sınır kapılarında gereken önlemleri almış olsan bu insanları havaalanlarında ya da sınır kapılarında tespit eder, tedaviye alırdın, böylece yurt içinde yayılmasını engellemiş olurdun. Neyin hikâyesini anlatıyorsunuz? Yurt dışına gidiş, dönüşlerde hangi önlemleri aldınız da Avrupa, ABD irtibatlı kişilerin salgını Türkiye’ye taşımasına engel olamadınız? Sadece Umreye kontrolsüz giden, gelen on binlerce insan olduğu söyleniyor. İran, Suriye sınırlarından hala kontrolsüz insan geçişleri olduğu söyleniyor, siz ne anlatıyorsunuz?
Yeterli üretim, adil dağıtımdan bahsediyorsunuz. Özelleştirme adı altında devletin sahip olduğu tüm üretim tesislerini satan, bu üretim tesislerinin satış sonrasında kapanmasına, binlerce insanın işsiz kalmasına neden olan, seyirci kalan siz değil misiniz?
Bir de geliri olmayan ya da süreçte günlük gelirinden olan vatandaş valiliklere başvursun ya da E- Devlete başvursun gereken yapılacak diyorsunuz. Bu milleti oyalamaktan, boş vaat vermekten başka bir şey değil de nedir? Süreçte kapanan işyerlerinin, işsiz kalan insanların kayıtları devlette yok mu? Maliye bakanlığının kayıtları, Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığının, Tarım Bakanlığının kayıtları ne güne duruyor? Valilikler, kaymakamlıklar işbirliğiyle bunu devletin kendisi tek tek tespit edebilir, hem de çok kısa sürede.
Yapmayın , hiç olmazsa şimdiden sonra açık ve samimi olun. Bu konuda muhalefet ile , muhalefet partilerinin belediye başkanları ile uyum içinde çalışın. Bu salgının üstesinden başka türlü gelinemez.

