Türkiye Belediyeler Birliği (TBB), İçişleri Bakanlığı ve Japonya Ulusal Afet Yönetim Kurumu (JICA) işbirliğinde, belediyelerde deprem ve diğer doğal afetler konusunda yapılan çalışmaları değerlendirmek amacıyla düzenlenen” Afet Riski Azaltma ve Deprem İstişare Toplantısı’nda” konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu yüreğimize su serpti. Açıklamalarının bir bölümünden oluşan alıntıları okuyunca eminim sizler de rahatlayacaksınız.
Diyor ki; “Çatı olarak değerlendirdiğim Türkiye Afet Müdahale Planı’nda önemli değişiklikler yapmaya gayret göstereceğimi söylemek isterim. Müdahale süresinin kısaltılması, daha çok canın kurtulmasını sağlamaktadır. Türkiye Afet Müdahale Planı konusunda güncellemeler yapacağız. Zihnimizde hep büyük İstanbul depreminin antrenmanını jimnastiğini yapıyoruz”. Oh, aman ne iyi? Ne rahatlatıcı bir açıklama, değil mi? Konuşmasının ilerleyen bölümlerini de okuyunca tamamdır, artık deprem korkusu yaşamamıza gerek kalmadı diyecek noktaya geliyorsunuz.
Konuşmasının devamında ;“Benim korkum şu; bizim zamanımızda olur da sorumluluğunu taşıyan biri olarak tarihe kara bir adam olarak geçmekten Allah’a sığınırım. İsmi kötü anılan insan sıfatı vermesin. Afet meselesi, deprem meselesi öncesini, anını, sonrasını iyi bir şekilde zihnimizde ve kurumlarda tasarlamak zorundayız.” Vay be! Bu kadarını da beklemiyordum doğrusu. Şu sorumluluk duygusuna, şu Allah korkusuna bakar mısınız? Bir de konuşmasının deprem öncesi, sırası ve sonrasında alınacak tedbirleri anlattığı bölüm yok mu? İnsanın gözleri yaşarıyor…
Diyor ki; “Tüm televizyonlara yönelik eğitime başlıyoruz. Muhabirlere de depremde ne söylemek lazım, nasıl haber yapılması eğitimini vereceğiz” bak sen şu işe. Şimdiye kadar kimsenin aklına gelmedi böyle bir şey. Dahi bu adam, dahi… Ne canlar kurtulacak bu sayede?
Süleyman Soylu’nun kıymetini bilmek lazım. Deprem tehlikelerine karşı böyle dâhiyane fikirleri, böyle akıl dolu çözümleri başka kim üretebilir.
Yalnız şöyle bir endişem var. Sadece gazetecilere, televizyon muhabirlerine depremde nasıl haber yapılır eğitimi vermek yeterli olmayabilir. Bununla birlikte doktorlara depremde nasıl doktorluk yapılır, hemşirelere depremde nasıl hemşirelik yapılır eğitimi de verilmesi lazım. Muhalefet partisi genel başkanlarına, milletvekillerine, sivil toplum örgütlerine kısaca iktidardan başka herkese deprem öncesi, sırası ve sonrasında nasıl davranacakları, ne konuşacakları, mesleklerini nasıl icra edecekleri konusunda eğitimler verilmeli. En başta da depremi yaşayacak, depremde yakınlarını kaybedecek, aç ve açıkta kalacak insanlara eğitimler verilmeli. Malum acılı insanlar kontrolsüz konuşur, yüce milletimizin moralini bozabilir, hükumetimizin çalışma azmini kırabilir. Sonra bir bakarsınız kaderlerine isyan edip, depremler konusunda hükumeti bile suçlayabilirler, değil mi ama…
