Bu ülkede vergiden kaçınmak serbest, vergiden kaçınanlara aracılık etmek serbest, vergi olarak devlete ödenmesi gereken parayı sözde hayır kurumları üzerinden, kamuoyunda büyük itibar kaybına uğramış, adı tecavüzcü vakfa çıkmış vakıflara aktarmak serbest; ama bütün bunları protesto etmek yasak.
Evet, devlete vergi olarak ödenmesi gereken paraların, çeşitli vakıflara aktarılmasına aracılık eden Kızılay’ın arsız başkanı hala görevde; üstelikte vergi kaçırmanın adını “ Vergiden kaçınma “ gibi bir açıklama ile adlandırmaya çalışıyor. Onun deyimiyle vergiden kaçınan sözde Müslüman iş adamı da kendisini “ Ne demek vergi kaçırmak, ben ödeyeceğim verginin daha fazlasını bağış yapmışım “ diye kendini savunmaya kalkıyor. Konuyu haber yapan gazetenin Ankara temsilcisini telefonla arıyor küfür ediyor.
Peki, bu arsızlar bu cesareti nereden alıyor? Benzeri bir olayın binde biri kadarı; yani 8.000.000 lira kadarı başka bir kurum aracılığıyla başka bir dernek, başka bir vakfa yapılmış olsaydı sonuç ne olurdu, hiç düşündünüz mü? Ben söyleyeyim. Şu an o kurum, o vakıf basılmış, mali şube tüm kayıtlara el koymuş, mal varlığına ve tüm hesaplarına tedbir konmuş yöneticileri gözaltına alınmış olurdu. Ve yüzlerce yıllık cezalarla yargılanacakları davalar çoktan başlamış olurdu.
Bunlara ne oldu? Hiçbir şey. Üstelikte millet aklıyla alay eden açıklamalar ile kamuoyunu meşgul ediyorlar. Peki, bu durumu tepkiyle karşılayan, Kızılay’ı protesto etmek isteyen insanlara ne oluyor? Polis müdahalesiyle dağıtılıyorlar, yerlere yatırılıp elleri arkadan kelepçeleniyor ve gözaltına alınıyorlar. Olacak iş mi bu? Oluyor işte. Üstelikte İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu ülkede herkes konuşabiliyor, herkes düşüncesini açıklayabiliyor artık eski Türkiye değil burası dedikten birkaç gün sonra…

