
Ne yapılmak isteniyor (2)
Yerel seçimlerde İstanbul gibi özel bir sosyokültürel yapıya sahip kozmopolit bir şehirde mükemmel bir çalışma sergileyerek, tabiri caizse 25 yıllık AKP saltanatına son veren bu iki isim, kamuoyunun sevdiği, güven duyduğu siyasi figürler haline geldi.
Tekrarlanan İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimi öncesinde partisinin danışma kurullarında “İstanbul demek Türkiye demektir, İstanbul’u kaybedersek Türkiye’yi kaybederiz” şeklinde açıklamalar yapan Recep Tayyip Erdoğan durumu net bir şekilde özetleyerek, daha o günlerden bu iki ismi çeşitli çıkar gruplarının hedefi haline getirdi.
Devletin en üst tabakasından tehdit alan, hedef gösterilen bu iki insanın korunması gerekiyordu, istemeyerek de olsa devlet tarafından korumaya alındılar. Şimdi ise herhangi bir açıklama yapmadan, önce CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hemen ardından İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’nun korumaları geri çekildi; yani her tür saldırıya karşı korumasız bırakıldılar.
Peki, ne oldu? Bu kişiler adına oluşan tehlikeler ortadan kalktı mı? Bu kişiler çeşitli çıkar gruplarının hedefi olmaktan çıktı mı? Hayır, tam tersine bugün daha büyük tehdit altındalar. O gün İstanbul yerel seçimlerini hedefleyerek kazanan bu iki ismin yeni hedefi iktidar. Ve bugün çok daha büyük tehdit altındalar.
Öyleyse ne yapılmak isteniyor? Korumalar çekilerek” Bakın yaşamınız bizim elimizde, fazla ileri gittiniz!” denilerek, etkisiz hale getirilmeye, bu yolla kamuoyuna “ Biz ne dersek o olur, güç bizde !” mesajı verilmeye mi çalışılıyor?
Her iki olay da “ Gerek Anıtkabir’de şov yapma girişimi, gerekse her iki ismin korumalarının geri çekilmesi” üzerinde çok ciddi düşünülmesi gereken konulardır. Olaylar basit, sıradan, rastgele şeyler değildir. Gelecek ile ilgili bir takım planların hazırlık aşaması olabileceği gibi, kamuoyunun nabzını yoklamaya dönük girişimler dizisi de olabilir. Gerek kamuoyu, gerek iki parti, gerekse geniş tabanlı muhalefet konuyu her yönüyle düşünmeli , çok dikkatle izlemelidir.

