Bir insan konuları çarpıtmak, olayları başkalaştırmak, gerçekleri değiştirmek isterse buna kimse engel olamıyor. Hani derler ya dilin kemiği yok, ağzı olan konuşuyor işte öyle bir şey.
Bir laf attılar ortaya belki on defa değiştirdiler, en sonunda yine başa döndüler. Binali Yıldırım “oyları çaldılar” dedi. Sonra “o an mecburdum öyle söylemeye, kastettiğim şey o değildi” dedi. Daha sonra, “oylar çalındı siyaseten bir söylem kasıt, vatandaşın iyi anlaması için söylediğimiz bir şey, hukuki bir terim değil” dedi, ne demekse(?) En sonunda yeniden başa döndü “oyları çaldılar” dedi.
Aynı şeyi rakibi Ekrem İmamoğlu ile canlı yayına çıkma konusunda da yaptı. Önce “bu benim tek başıma karar verebileceğim bir şey değil” dedi. Sonra lafı çevirdi “Ekrem İmamoğlu’na da sormak lazım “dedi. Oysaki Ekrem İmamoğlu seçim startı verdiği günden beri meydanlarda bu konuyu dile getiriyor, birlikte istenilen kanalda canlı yayına çıkalım diyordu; yani “ bu benim tek başıma verebileceğim bir karar değil “ derken herkes kimden onay alması gerektiğini anlamıştı.
Şimdi de İsmail Küçükkaya ile Ekrem İmamoğlu’nun canlı program öncesinde görüşmelerini diline doladı. Neymiş efendim? İsmail Küçükkaya programda soracağı soruları Ekrem İmamoğlu’na vermiş, Ekrem İmamoğlu da programa hazırlıklı gelmiş. Zannedersiniz ki canlı televizyon programı değil akademik sınav yapılacak.
Öylesine basit, anlamsız propaganda yöntemi uyguluyorlar ki bazen gerçekten komik duruma düşüyorlar. Binali Yıldırım başarılı bir bürokrat olabilir, iyi bir insan olabilir; ancak malzeme kötü olunca programda zor anlar yaşadı. YSK’nın seçimlerin yenilenmesi kararını hiç kimseye anlatamadı, anlatamaz. Hele ki aynı zarfta bulunan 4 oydan bir tanesinin iptal edilmesini hiçbir şekilde açıklayamadı, açıklayamaz. Konuşma tarzı, ses tonu, üslup, beden dili gibi konularda da zayıf kalınca programda başarısız oldu. Şimdi bu başarısızlığı unutturabilmek için böyle bir yol seçti. Sonraki günlerde “o gün öyle söylemek zorundaydım “derse hiç şaşırmayın.
Aynı şeyi Recep Tayyip Erdoğan da yapıyor. İsmail Küçükkaya ile Ekrem İmamoğlu arasındaki görüşmeyi planlı ve art niyetli olarak gösterme çabasında. Amaç aynı Ekrem İmamoğlu’nun programdaki bariz üstünlüğünü gölgelemek…
Bu tür programlardaki sorular üç aşağı beş yukarı bellidir. Programı sunacak kişi katılımcılara nezaketen önceden bilgi vermek amaçlı görüşmeler yapar. Burada da aynı şey olmuş. Binali Yıldırım’ın program sonrasında İsmail Küçükkaya’ya teşekkür etmesi zaten programda bir anormallik olmadığını gösteriyor. Program sonrasında ertesi gün bu tür açıklamalar yapmak kendisine bir şey kazandırmaz, çok şey kaybettirir. Bunu pazar günkü seçimde hep birlikte göreceğiz.
