YSK’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlık seçimini iptal etmesiyle birlikte başlayan tartışmalar hiç bir zaman bitmeyecek. YSK bu kararıyla gerek 24 Haziran cumhurbaşkanlığı seçimini, gerekse anayasa referandum sonuçlarını tartışmaya açmıştır. Nitekim CHP İstanbul seçimlerinin iptal gerekçesine dayanarak 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçiminin iptali talebiyle YSK’ya başvurdu. (YSK muhtemelen bu talebi reddederek yeni bir hukuki çelişkiler yumağına imza atacak.)
Bugün için YSK güvenirliliğini tamamen kaybetmiş kamuoyunun inanmadığı, güvenmediği bir kurum haline gelmiştir. Kamuoyu artık YSK’nın alacağı hiçbir kararın adil ve hukuka uygun olacağına inanmıyor. Dolayısıyla YSK başkanı hiç vakit kaybetmeden tüm üyeleriyle birlikte istifa etmelidir.
Peki, YSK’nın başkan ve üyelerinin istifa etmesi yeterli mi? Elbette ki değil. YSK’nın böylesine hukuk dışı, mantık dışı vicdanların kabul edemeyeceği kararlar vermesi konusunda YSK’ya baskı yapan, telkinde bulunan belki de tehdit eden siyasi iktidar YSK’nın itibarsızlaşmasının, güvenilmez bir kurum olmasının baş sorumlusudur. İşte bunun için erken seçim kaçınılmaz olmuştur.
Öncelikle YSK başkan ve üyelerinin tamamı istifa etmelidir. Bu kurul ile bu başkan ile seçime gidilemez. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da İstanbul seçiminin hemen ardından muhalefet partileriyle bir araya gelerek erken seçim takvimini açıklamalıdır. Şaibelerden, ithamlardan, zan altında kalmaktan başka türlü kurtulamazlar. Bulundukları makamların itibarlarını yeniden kazanmalarının yolu erken seçimdir.
