Kamuoyunun büyük tepkisini çeken 695 ve 696 Sayılı KHK’ları, birbiriyle çelişen anlamsız ve tutarsız açıklamalarla geçiştirmeye çalışan AKP hükümeti meslek odalarından, barolardan, çeşitli sivil toplum örgütlerinden yükselen ses karşısında çaresiz kalıyor.
Yapılan düzenlemelerin KHK ile yapılabilmesinin mümkün olmadığı konusunda toplumun büyük bir bölümünün hemfikir olması; düzenlemenin hükümetin yetkilerini aşarak anayasaya aykırı şekilde yapıldığı konusunu ise neredeyse hiç kimsenin tartışma konusu bile yapmadan kabul etmesi AKP’nin sıkıntılarını giderek arttırıyor.
Ortaya çıkan tablo karşısında biçare kalan AKP hükümeti, herhangi bir hukuki içerik taşımayan, yasal dayanak oluşturmayan açıklamalar ile durumu kurtarmaya çalışsa da yapmış olduğu darbe istismarcılığı ile KHK’lar konusundaki asıl niyetini gizleyemiyor.
Bir gün yapılan açıklamada, düzenlemenin darbe girişimlerine karşı oluşacak toplumsal direnişe destek veren kişileri korumak amaçlı olduğu söylenirken; başka bir gün düzenlemenin sadece 15 -16 Temmuz darbe kalkışması sırasında karşı koyan vatandaşları kapsadığı söyleniyor. Sonra linç edilerek öldürülen erler akıllara gelince, ortada işlenmiş suçlar var ise kapsam dışında kalır deniliyor. En sonunda da söz darbeye getirilerek, yapılan düzenleme darbecilere engel olmak isteyen vatandaşları korumak için yapıldı deniliyor.
İşte tam da burada toplum asıl niyetin ne olduğunu apaçık görüyor, anlıyor. Konu ne darbeyi önleyen insanları korumak, ne de darbecileri yargılamak. Asıl konu suç işleyen ve işleyecek olan yandaşları korumaktır; öyle olmasa, ana muhalefet partisinin darbenin her yönüyle araştırılması, gerçek darbecilerin tespit edilerek hesap sorulması için verdiği meclis araştırma önergesi AKP’li üyeler tarafından reddedilir miydi (?) diyor.
Evet, gerçekten de toplum bu kez her şeyi görüyor, anlıyor ve her şeyin farkında. AKP’nin de böylesine fütursuzca yasaları, anayasayı ayaklar altına almaya çalışmasının, yandaşlarına özel koruma kalkanı oluşturmaya çalışmasının asıl nedeni de bu zaten…
