Tamam, ABD yanlış bir karar aldı. Tamam, Trump büyük bir sorumsuzluk örneği sergiledi. Tamam, birçok ülke yanlış kararı destekledi. Tamam, biz de katılıyoruz, Trump’un kararı yanlış. Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğu yönündeki kararı kabul edilemez; ancak tepkinizi ortaya koyarken ciddi, tutarlı ve kararlı olmak zorundasınız.
Bu ülkenin cumhurbaşkanı, başka bir ülkeyi; yani İsrail’i terörist, işgalci ilan edemez; ederse ilişkilerini sürdüremez. Tüm siyasi, ekonomik ilişkilerini kesmek zorundadır. Bu ülkenin cumhurbaşkanı kalkıp da “ Kudüs’e uzanan her eli İstanbul’a uzanmış sayarız” diyemez. Derse ya ABD’ye savaş açmak zorunda ya da İsrail’e hatta ikisine birden savaş açması gerekir.
Sarf edilen sözlere dikkat etmek gerekir. Söylenecek her söz uluslararası ilişkilerde ya itibar kazandırır ya da itibarınızı yerle bir eder. Kısaca yapamayacağın şeyi söylemeyeceksin ya da söylediğin şeyi yapacaksın. Uluslararası kamuoyu “ ben öyle demek istememiştim, ben aslında başka şeyi ifade etmiştim” gibi mazeretleri kabul etmez.
Uzun yıllardan sonra ilk kez Türk kamuoyu bir konuda hemfikir; sağcısı da, solcusu da, liberali de, radikali de ABD’nin Kudüs kararına tepkili. Bu bir devlet adamı için çok önemli bir şey; ama devlet adamlığını bilirse. Gayri ciddi söylemlerle yapılamayacak şeyleri ifade etmek, turp ısırarak Trump’u protesto eden vatandaşın durumuna düşmek olur ki, uluslararası kamuoyu sadece güler.
Konu çok ağır, iç siyaset malzemesi yapılamayacak kadar da önemli. Hazır ana muhalefet, muhalefet hepsi aynı fikirdeyken ortak görüşmelerle, ortak tepki ve eylemler hazırlanmalıdır. Kısaca yalnız Recep Tayyip Erdoğan ile AKP ile bu sorun çözülemez hatta sorunlar daha da büyüyebilir. İktidarı, muhalefeti birlikte ciddi, tutarlı ve kararlı adımlar atmalıdır.
