Bak sen şimdi…

tarafından
242
Bak sen şimdi…

Meclise sunulan tasarıya göre; özel bütçeli Helal Akreditasyon Kurumu kurulacakmış. Bu kurum İslami kurallara göre helal uygunluk değerlendirmesi yapan kuruluşları akredite edecek, bu kuruluşların düzenledikleri belgelerin ulusal ve uluslararası alanda kabulünü sağlayacakmış, adı da “ HAK”; yani Helal Akreditasyon Kurumu olacakmış… Ekonomi Bakanlığı tarafından hazırlanarak TBMM’ye sunulan tasarının gerekçesi de “1,8 milyar Müslüman nüfusun helal ürün ve belgelendirmeye duyduğu ihtiyaçmış” .

Bak sen şimdi… Hazırlanan bu tasarı ile güçlü olduğumuz uluslararası pazarlara, yeni pazarlar katacağız.  İslam ülkeleri ile olan ticari ilişkilerimiz en üst düzeye ulaşacak hatta her alanda bu pazarları ele geçireceğiz. Öyle bir noktaya geleceğiz ki; petrol zengini Müslüman ülkelerden daha zengin olacağız… (1999 yılında kurulan Türk Akreditasyon Kurumu’nu saymıyoruz)  Yersen…

Uluslararası pazarlara sunulan ticari malların ne kadarında “ Helal Mal” tercih konusu oluyor bilmiyorum; ama önceliğin kalite ve fiyat olduğunu çok iyi biliyorum. Yani uluslararası pazarlara sunulacak malların önce düşük maliyetle ve kaliteli üretilmesi lazım. Maliyeti düşürmediğiniz, kaliteyi artırmadığınız sürece uluslararası alanda rekabet gücü oluşturamaz, pazar genişletemez hatta pazarlarda var olamazsınız.

İç pazarda durum biraz farklı olabilir. Besmele ile satışa sunduğunuz ürün belki besmele ile alışverişe çıkan müşteriyi kısa sürede etkileyebilir; ancak uzun vade de ondan da sonuç alamazsınız.

Öyleyse nedir bu “ HAK” meselesi? Siz anladınız; âmâ ben yine de yazayım. Toplumsal yaşamın tamamını İslami kurallara göre düzenleme hevesi; yani laiklikten uzak din temelli bir devlet yönetimini oluşturma özlemi. Hangi din? O da ayrı bir tartışma konusu.