Yürüyeceğim dediğinde çok fazla ciddiye alan olmadı. Atar birkaç adım, yürür birkaç kilometre sonra vazgeçer bu işten. Yaş 69, parti içi muhalefet var. Gizliden, açıktan fırsat kollayan genel başkan adayları var, yok olmaz bu iş, yürüyemez, bırakın da görsün gününü. Hem bu halk yasa dışılığa, anayasa aykırılığına alıştı dediler.
YSK tarafından milyonlarca insanın iradesi gasp edilirken ses çıkaran oldu mu? 94 yıllık cumhuriyet devleti alenen aşındırılıyor, anti laik, anti demokratik, tek adam devletine doğru hızla gidiliyor kimse yerinden kıpırdıyor mu? Kim gidecek arkasından, bırakın yürüsün dediler.
Hiç kimseye, hiçbir söze kulak asmadı. Yeter artık! Hak, hukuk, adalet ayaklar altında, kimsenin yasal, anayasal güvenliği yok. Mahkemeler saraydan talimat alıyor. Böyle devlet olmaz, böyle bir devlet varlığını sürdüremez. Yazık bu ülkenin insanlarına, yazık bu devlete; ben Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olarak değil, ülkesini seven bir vatandaş olarak yürüyeceğim; haksızlığı, hukuksuzluğu hem vatandaşlarıma, hem de bütün dünyaya haykıracağım dedi çıktı uzun yürüyüşe. Kimi zaman alkışlandı, kimi zaman yuhalandı. Arada yollarına gübre döken, tehditler savuranlar oldu; güldü geçti. Yuh çekenleri de alkışladı. Övgüler dizeni de. Bu ülke bizim ve adalet herkes için lazım dedi yoluna devam etti. Gün geçtikçe destek olanların sayısı arttı. Kimileri basın açıklamalarıyla kimileri bizzat yürüyüşe katılarak yanındayız dediler.
Destek arttıkça birilerinin rahatsızlığı arttı hatta panik başladı. Eyvah halk uyanıyor, hak, hukuk, adalet diyor bir şeyler yapmak lazım dediler. Üstü kapalı, üstü açık tehditler savurdular. Provokatörleri sahneye sürdüler. Stepneleri devreye koydular. Ne yaptılarsa olmadı. Hiç kimse tehditlere aldırmadı, hiç kimse sözleri kale almadı. Her geçen gün destek arttı.
Bütün dünya gelişmeleri dikkatle izlerken gelindi İstanbul Maltepe meydanına; milyonlar ile buluşuldu. Dillerde tek slogan, yüreklerde tek heyecan hak, hukuk, adalet… Kırmızıya boyanmıştı alan karada, denizde her yerde Türk bayrakları dalgalanıyor, yüzlerce metre uzunlundaki al bayrak milyonların elinde, elden ele dolaştırılıyordu.
Bastonlu yaşlılar vardı, engelli insanlar, çocuk arabalarında bebekleriyle anneler, kanser hastaları gözüme çarptı boğazı delinmiş sesi çıkmıyordu; ama sıkılan yumruğuna yansıyordu öfkesi ve umudu… Yakından tanıdığım insanlar vardı; annesi aylardır yoğun bakımda, canı yanmış/canını kaybetmiş insanlar da vardı bizler gibi… Ve diyordu ki bir dost beni de unutma; ben de tedavimi yarım bıraktım günlerdir yürüyorum bir kanserle mücadele ediyorum, bir de haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe karşı diyordu. Meğerse ne çok terörist varmış bu ülke(!) Her yaş, her cinsten; kadın, erkek, çocuk, yaşlı ve genç… Selam olsun sizlere! Selam olsun sizler gibi teröristlere! Selam olsun sizler gibi teröristleri arkasına alan Kemal Kılıçdaroğlu’na. Yolunuz açık, umdunuz bol olsun.
Belki birileri utanır oturduğu yerden ahkâm keserken, ona buna akıl dağıtırken, gizli gizli hesaplar yaparken. Belki birileri utanır o kadınlardan, çocuklardan hatta bebeklerden. Belki utanırlar engelli vatandaşın adalet istiyorum çığlığından. Belki utanırlar kanser tedavisini yarım bırakarak alanlara koşanlardan. Kim bilir belki utanırlar!
