Koş Ali koş. Tut Ali tut. Ali topu tut. Ali Ahmet nerede? Bul Ali bul. Ali Ahmet kaçtı. Yakala Ali yakala. Hatırladınız mı o günleri? Ne de keyifle okurduk, kara tahtaya yazılan cümleleri, panoya asılan fişleri. Nasıl da heyecanla beklerdik sıranın kendimize gelmesini? Kara tahtanın önünde, gözlerimiz fişlerin üzerinde okumaya başladık mı işaret edilenleri, heyecandan sesimiz titrer, yutkunur, etrafa bakınırdık yardım istercesine. Şimdi bunlar da nereden çıktı, nereden aklına geldi ilkokul anıların diyenler olacaktır; anlatayım…
Dün AKP’nin olağanüstü konresini izlerken gördüklerim neden oldu; ilkokul anılarımın gözlerimde canlanmasına. Karşımdaki ekranda konuşanlardan birisi sanki seçimlerde partisinin tarihindeki en yüksek oyu alarak başbakan olmuş birisi değil de sınıf başkanlığı elinden alınmış çocuk gibi mızmızlanıyor, bu kurultay benim tercihim değildi, diyordu. Diğeri ise sınıf başkanlığı kolluğunu kapmış, öğretmenin gözüne girmeye çalışan talebe gibiydi.
Dün AKP olağanüstü kongresinde yaşananlar ilkokul yıllarını hatırlatıyordu; ama bir farkla. Dün yaşananlar iktidar partisi olağanüstü kurultayında değil de bir ilkokulda yaşansaydı kesinlikle o ilkokul öğrencileri konuya itiraz eder hatta gider ailelerine şikâyet ederlerdi. Okul idaresi de durumu açıklamaya zorlanır kem küm derdi.
Oysa bakıyorsunuz iktidar partisi olağanüstü kongresinde yaşananlardan rahatsız olan bir delege yok. Mızmızlanarak genel başkanlığı bırakan genel başkan ile güle oynaya aday olan yeni genel başkan adayı dışında konuşan bile yok. Yahu biz bu genel başkan ile AKP tarihinin en yüksek oyunu alarak iktidar olduk, şimdi neden genel başkan değişikliğine gidiyoruz sorusunu sormayı düşünen yok.
Cumhurbaşkanının demagojik, üstelikte yasa dışı mesajı divan başkanı tarafından ayakta okunuyor, salonda bulunanlar tarafından ayakta dinleniyor. Cumhurbaşkanının, cumhurbaşkanı ile siyasi kadrosu arasındaki çarpık uygulamanın giderileceğini bekliyorum derken, bütün resmi yetkileri bana vereceksiniz talimatı ayakta alkışlanıyor. Yeni genel başkanın “sevdan sevdamız, davan davamız, yolun yolumuz sözü büyük alkış alıyor. Kimse biz ne diyoruz, ne yapıyoruz diye düşünmüyor. Sanırsınız ki iktidar partisi olağanüstü kongresi değil, ilkokul müsameresi.
Karşınızdaki iradesiz insan topluluğunun 13 -14 senedir ülkeyi yönettiğini düşününce ürperiyorsunuz. Bir siyasi parti, bir siyasal örgüt nasıl olur da kayıtsız şartsız iradesini bir kişiye teslim eder ve nasıl olur da bu iradesiz insan topluluğu bunu bütün dünyanın gözü önünde ilan eder anlamak mümkün değil. Kurultayda cumhurbaşkanı tarafından başkanlık sistemi için gerekli anayasal değişiklik talimatı verildi, delegeler ve yeni genel başkan emredersiniz dedi; sözün özü bu…
Yalnız ben bir şey hatırlatmak istiyorum, bu ülkenin bir anayasası var. Ve bu anayasaya göre suç işleyenleri övmek Türk Ceza Kanunu’na göre suçtur. Ve bir şey daha hatırlatmak istiyorum henüz anayasa değişmedi, değiştirilebilecek çoğunla da erişilemedi. Yani demem o ki; dereyi görmeden paçayı sıvayanların sonu hüsran olabilir.

