Ya benimsin ya da kara toprağın…

tarafından
236

img017-e1397354309361Ya benimsin ya da kara toprağın…

Belki biraz arabesk bir başlık oldu; ama gerçek bu. Sarayda düzenlediği muhtarlar toplantısına bir yenisini ekleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk toplumuna verdiği mesaj ne yazık ki kabul edilmesi mümkün olmayan bu anlayıştır.

Üzerinde değil tartışmak, konusunu dahi etmenin zaman kaybı olacağı bu anlayışın ürünü söylemler, yalnızlık duygusuna kapılmış, ruhi bunalım yaşayan bir bireyin iç dünyasında yaşadığı korkuları açığa vurmasından başka bir şey değildir.

Kendisi gibi düşünmeyen herkesi düşman gören, hükümet, devlet ya da kurumlarını eleştiren herkesi terörist gibi algılayan dahası gelişen her tür muhalefeti kendisine karşı oluşan düşman cephesi gibi algılayan bir ruhsal düşüncenin ürünü olan bu söylemleri ciddiye almak, alabilmek mümkün değildir.

Meclise talimatlar yağdıran, son iki genel seçimde % 13.16 ile 80 , % 10.75 ile 59 milletvekili çıkaran HDP’yi meşru olmamakla itham eden, köşe yazarlarına ne olursanız olun benden farklı düşünemez ve yazamazsınız diyen, ben olmazsam devlet çöker diyen en sonunda kendini millet ilan ederek millet koalisyonu kuralım diyen birisinin sözlerini ciddiye alabilir misiniz?

Hangi yüzyılda yaşıyoruz? Yazı yazan köşe yazarlarını silahsız terör örgütü üyesi olarak algılayabilecek hastalıklı düşünce yapısını kim kabul edebilir? Cumhurbaşkanı ya da başbakanı veya herhangi bir devlet görevlisini eleştiren birisinin terörist olarak yargılanmasını kime anlatabilirsiniz? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın biraz hatta birazdan da fazla dinlenmeye ihtiyacı var. Bu düşüncelerini hayata geçirebilme olanağı yok. İfade ettiği konularda her cümlenin başına ve sonuna” terör ve terörizm ile mücadelede başarılı olmak için” diye sözler serpiştirmesi düşüncelerinin hastalıklı yapısını gizleyemiyor. Terör ve terörizmle mücadele söylemlerinin arkasına gizlemeye çalıştığı şeyin mutlak hakimiyetle hükümdarlık olduğu her noktadan açık ve net olarak görülebiliyor.

Yasal seçim sonuçlarına göre milyonlarca oy alarak parlamentoda temsil hakkını kazanmış bir siyasi parti için” meşru değil” tanımını yapmak, köşe yazarları için” ne olursan ol beni bağlamaz, benden farklı düşünüyorsan yazamaz, konuşamazsın” demek, meclise” sen görevini yap, HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldır” şeklinde talimat vermek, mahkemelere ” anayasa mahkemesinin kararlarına uymayın” diye çağrıda bulunmak yolun sonuna gelmiş bir yorgunluğun neden olduğu kontrolsüz bir söylemdir. Sanırım  artık bunu anlaması gerekiyor.