Gerçek net bir şekilde ortaya çıktı.

tarafından
223

img017-e1397354309361Gerçek net bir şekilde ortaya çıktı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önceki gün ifade ettiği ” terörü ve teröristi yeniden tanımlamak gerekiyor ”  düşüncesinin, henüz yasal değişiklikler dahi yapılmadan uygulanmaya başlanması bir gerçeğin de net bir şekilde ortaya çıkmasını sağladı.

Evet, görünürde bir hükümet, görünürde bir başbakan var; ancak devlet içerisinde emir verebilecek konum ve yetkiye sahip başka bir güç olduğunu düşünen devlet görevlileri de var. Bu gücün adı da Recep Tayyip Erdoğan!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “terör ve teröristi yeniden tanımlamak gerekiyor” düşüncesini ifade etmesinin hemen ardından, hükümete karşı yapılan her tür eleştiri ya da protesto gerek yargı mensuplarınca, gerekse güvenlik kuvvetlerince terör eylemi olarak görülmeye, eleştiride bulunan ya da protesto hakkını kullanan insanlar da terörist olarak değerlendirilmeye başlandı.

Hükümetin ve MİT’in Ankara’da gerçekleşen bombalı saldırıyı engellemekte zayıf kaldığını düşünen ve bunu yüksek sesle ifade eden insanlara neredeyse tüm Türkiye’de, konum ve mevkilerine bakılmaksızın terörist muamelesi yapıldı. Adli Tıp Raporlarının öldürücü etkisi vardır şeklindeki raporlarına rağmen, insanların yüzlerine biber gazları sıkıldı. Bunun korkunç örneğini yaşadığımız kent Adana’da kendi gözlerimizle gördük.

37 insanın hayatını kaybettiği, onlarca insanın yaralandığı Ankara Güvenpark saldırısını protesto etmek, terörü lanetlemek, terör mağdurlarına yalnız değilsiniz mesajı vermek için; sorumlular adalete teslim edilene kadar konunun takipçisiyiz diye haykırmak için bir araya gelen insanlara polis tarafından gazla, copla müdahale edildi. İnsanların birçoğu fenalaştı, birçoğu yaralandı.

Ve biliyor musunuz ki bu insanların içerisinde geleceğimizi teslim edecek olduğumuz gençlerimizi yetiştiren eğitimciler, hastalandığımızda ya da yaralandığımızda bizlere hayat veren doktorlar, haksızlığa uğradığımızda karakollarda, mahkemelerde yardımımıza koşan avukatlar, insanca yaşayabileceğimiz bir dünya için mücadele eden siyasi parti temsilcileri, milletvekilleri ve her ne pahasına olursa olsun doğru olduğuna inandığı değerleri ve sadece gerçekleri yazan gazeteciler/ yazarlar vardı.

Tek amaçları terörü ve teröristi kınamak olan bu insanların 500 metre mesafe yürümesine izin verilmedi. Baro başkanı, avukatlar, eğitimciler, doktorlar, dahası dokunulmazlığı olan milletvekilleri gazlandı, tartaklandı hem de bütün Adana, bütün Türkiye’nin gözü önünde.  Yazıklar olsun, yazıklar olsun. Bunun hesabını sormayan anlayışa, bunun hesabını sormayan zihniyete, bunun hesabını sormayan yetkililere yazıklar olsun…