Güvenlik zafiyeti mi, planın bir parçası mı?

tarafından
259

img017-e1397354309361Güvenlik zafiyeti mi, planın bir parçası mı?

Ankara’da, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na ait servis araçlarına gerçekleştirilen intihar saldırısı sonrası yaşanan ilginç gelişmeler korkunç şüpheleri de beraberinde getirdi.

28 kişinin hayatını kaybettiği, 61 kişinin de çeşitli yerlerinden yaralandığı intihar saldırısıyla ilgili yazılı basında yer alan “belgelere dayalı ” haberlere göre MİT ,ilgili birimleri olası saldırılar konusunda saldırının şekli, hedefi, güzergâhı, saldırıyı düzenleyecek muhtemel örgütlerin isimlerini de belirterek uyarmış; 11 Şubat 2016’da Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat ve Terörle Mücadele Daire Başkanlıklarına resmi bilgi vermiş. Bir gün sonra da 12 Şubat 2016’da Emniyet Genel Müdürlüğü gerekli birimlere, gerekli uyarıları resmi kanallar ile yapmış.

Hal böyleyken Ankara’nın göbeğinde uyarılan hedefler arasında yer alan bölgede adı geçen örgüt tarafından gerçekleştirilen saldırı sonucu 28 insan hayatını kaybetti, 61 kişi de çeşitli yerlerinden yaralandı.

Saldırıdan birkaç saat sonra Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından yapılan açıklamada, saldırının PYD tarafından gerçekleştirildiği, canlı bombanın kimliğinin de tespit edildiği belirtildi. Olaydan birkaç gün sonra ise saldırı TAK tarafından üstlenildi, canlı bombanın adı açıklandı, baba ocağında taziye evi kuruldu.

Şimdi; MİT ve EGM’nin ( Emniyet Genel Müdürlüğü’nün) ilgili birimleri uyarmasına rağmen saldırının gerçekleşmesini “zafiyet olarak” değerlendirdiğimizi düşünelim. Peki, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun saldırıyı gerçekleştiren örgüt ile canlı bombanın ismini yanlış açıklamasını nasıl değerlendireceğiz? Başbakan Davutoğlu’na saldırının PYD tarafından adı geçen canlı bomba ile gerçekleştirildiği bilgisini hangi kurum verdi? Bu kurum saldırıyı TAK’ın üstlenmesinden sonra ne yaptı? Daha önce başbakana sunduğu bilgilerde ısrar mı etti, pardon mu dedi? Başbakan bu konuda net herhangi bir açıklama yapmadığı için son durum nedir bilmiyoruz (!) Ayrıca başbakan bu açıklamayı yaparken; yani saldırının PYD tarafından gerçekleştirildiğini açıklarken gerçeği biliyor muydu? Yoksa ilgili kurumların sunduğu bilgilere göre mi hareket etti  bunu da bilmiyoruz?

Burada belirginleşen iki seçenek de sonuçları açısından korkunçtur. Başbakan Ahmet Davutoğlu saldırıları PYD’nin gerçekleştirmediğini bilerek, böyle bir açıklama yaptıysa ki; bu durumda çok ağır bir suç işlemiş olur, davranışı uluslararası alanda PYD’ye Suriye sınırları içerisinde müdahale etmek için zemin hazırlamak şeklinde algılanır. Bu da Türkiye’nin Suriye’de ve Ortadoğu’da tamamen yalnız kalmasına neden olur dahası uluslararası mahkemede yargılanması dahi gündeme gelebilir.

Eğer başbakan ilgili birimlerin kendisine sunduğu bilgilere dayanarak açıklama yaptıysa; bu bilgileri, bu şekliyle sunan kurum ve kişinin kim olduğu, neden bu kadar yanıltıcı bilgi verdiği sorusu gündeme gelir. Bu kez de, böylesine yanıltıcı bilgi veren kişi ve kurumların PYD’ye Suriye sınırları içerisinde müdahale edilmesi için zemin hazırlamaya çalışmak suçunu işlediği konusu gündeme gelir.

Gerçek nedir bugün için bilmiyoruz. Saldırının gerçekleşmesi bir zafiyet mi, yoksa planın bir parçası mı? Saldırının hemen ardından Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı açıklama yanlış bilgilendirilme sonucu yanılgılı bir açıklama mı, yoksa planın yeni bir parçası mı? Bu konuda rahatlatıcı bilgileri verecek olan Başbakan Davutoğlu’nun kendisidir. Vakit geçirmeden kamuoyuna açıklama yapmak zorundadır.