Darbe denilen şey; işte böyle bir şey…
Başarılı olursan kahraman, başarısız olursan hain olursun; ikisinin ortası yok. Başarılıysan omuzlarda gezersin, başarısızsan üzerinde tepinilirsin. İşler yolunda giderse en az bir on yıl el pençe divan durulur karşında; mevkiler, makamlar sunulur altın tepside, bir bilen olursun her zaman her yerde. Bir de ters gitti mi işler, işte o zaman halin harap; kafa göz kırık kameraların karşısına çıkarılırsın, ellerin arkada kelepçelenmiş halde teşhir edilirsin; yetmez kalabalıklar asın, asın diye inletir sokakları. Darbelerin ortak yanı budur; gri yok, siyah ya da beyaz…
Geçtiğimiz günlerde yaşadığımız darbe girişiminin de diğer darbe ya da darbe girişimlerinden farkı yok. Başarısız oldular sonuç “hainlikleri tescillendi”. Başarılı olsalardı her başarılı darbeciler gibi onlar da bir 10-15 belki de 20 yıl kahraman olarak yaşayacaklardı. Sonrası ne mi olacaktı her darbeci gibi yine sorgulanacak, yine yargılanacaklardı. Yaşarken ya da son nefeslerinde…
Darbelerin ya da darbe girişimlerinin devlet yönetimlerinde oluşan bozulmaların, toplumsal yaşamda meydana gelen kargaşaların, siyasal gelişmelerdeki belirsizliklerin nedeni değil, sonucu olduğuna inanlardanım.
Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse; devlet yönetimleri bozulmaya başlamadıkça, toplumsal yaşamda kargaşalar meydana gelmedikçe, siyasal gelişmeler belirsizleşmedikçe darbe de, darbe girişimleri de asla olmaz. Bir anlamda darbe ya da darbe girişimlerinden siyasi iktidarlar sorumludur. Yaptıkları ya da yapmadıkları darbenin koşullarını hazırlar. Hatırlayın “ ne istediler de vermedik?” sözü kime ait? Darbe girişiminde bulunan üst düzey komutanlar o noktalara kimlerin desteğiyle geldi? Bugün açığa alınan, gözaltına alınan hatta tutuklanan kamu personeli kimler tarafından atandı? Bugün silahlı terör örgütü olarak tanımlanan cemaat mensubu olduğu iddiasıyla görevden el çektirilen, hatta tutuklanan hâkimler, savcılar için” bu ülkede artık bağımsız hâkimler, savcılar var; yargı üzerindeki vesayet kırılmış, bağımsız yargı oluşturulmuştur yargıya güvenelim “ diyenler kimlerdi?
Evet, kimilerinin hoşuna gitmese de darbe ya da darbe girişimlerinden bana göre, görevdeki son hükumet sorumludur; çünkü darbe koşullarının oluşmasına engel olabilecek, oluşan koşulları da ortadan kaldırabilecek güç hükumettir. Muhalefetin sorumluluğu daha çok, darbe başarılı ya da başarısız olduktan sonra ortaya çıkar. Demokrasi adına demokrasinin katledilmesine, hukuk adına hukukun ortadan kaldırılmasına, özgürlükler adına özgürlüklerin yok edilmesine karşı çıkacak, duruş sergileyecek, mücadele edecek olan muhalefet partileridir. İktidar zaten bu mücadeleyi vermiş olsa darbe de olmaz, darbe girişimi de.
Evet, yaşanan süreçten sonra gelinen noktada, muhalefet partilerini büyük bir sınav bekliyor. Muhalefet partileri siyasi iktidarın darbeyi önledik, şimdi sıra darbecilerden hesap sormaya geldi söylemleriyle kıyım başlatmasına, kamu kurumlarından darbecileri temizliyoruz söylemleriyle hukuk dışı uygulamalarına, silahlı terör örgütü cemaat mensuplarına operasyonlar yapılıyor söylemleriyle yargısız infazlarına; yargıyı, orduyu cemaat mensuplarından temizliyoruz diyerek yasaları, anayasayı ayaklar altına almasına izin vermemeli, seyirci kalmamalıdır.
Her şeyin; ama her şeyin demokratik hukuk devleti olma özelliğini koruyarak hatta geliştirerek yapılması konusunda ısrarlarını sürdürmelidir. Soruşturmalar, yargılamalar barbar kabile devletlerinde olduğu gibi değil Türkiye Cumhuriyeti Devletine yakışır şekilde sürdürülmesinin takipçisi olmalıdır. Hesap sorulmalı evet; ama çağdaş, demokratik hukuk devletine yakışır şekilde olmasının teminatı muhalefet partileri olmalıdır.
