Olmayan Devletin, Kaybedilen Topraklarda Kazandığı Zaferi Kutlamak (!)

tarafından
247

img017-e1397354309361Olmayan Devletin, Kaybedilen Topraklarda Kazandığı Zaferi Kutlamak (!)

TBMM’nin açılışının birinci yılından itibaren “ Milli Bayram” adıyla kutlanan 23 Nisan; Saltanatın kaldırıldığı gün olan 1 Kasım 1922 ‘den itibaren kutlanmaya başlayan “Hâkimiyet-i Milliye Bayramı ”   ile 1935’ de çıkarılan bir yasa ile birleştirilerek  “Milli Hâkimiyet Bayramı” adını aldı.

Şimdiki adı Çocuk Esirgeme Kurumu olan “Himaye-i Eftal Cemiyeti’nin” 23 Nisan 1927’de ilan ettiği “Çocuk Bayramı” ile “Milli Hâkimiyet Bayramının” kendiliğinden birleşmesi sonucu,  bu tarihten itibaren resmi olmasa da “Milli Hâkimiyet ve Çocuk Bayramı “ olarak kutlanmaya başlandı. Kutlamalar 1981’de Milli Güvenlik Konseyi kararıyla Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı adını aldı.

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının amacı gerek TBMM’nin açılması, gerekse TBMM’nin açılışının ardından Saltanatın kaldırılarak, egemenliğin halka verilmesini kutlamak, Çocuk Bayramı’nın amacı ise savaşta yetim kalmış çocukların acılarını unutturmak, sevinçler yaşatmaktı. Her üç tarihi olayın ( TBMM’nin açılması, Saltanatın kaldırılması, Çocuk Bayramı)  birleşerek 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı adını alması 23 Nisan’a ayrı bir ruh kazandırmıştır.

Gelelim Kut ül -Amare savaşına. Kut ül-Amare Dicle Nehri kıyısında Şattülarap Kanalı ile birleşen Basra Körfezi’nin kuzeyi ile Bağdat’ın güneyinde kalan bir kasaba. Şu an için bizimle; yani Türkiye ile hiç bir ilgisi alakası olmayan bir yer. Osmanlı Devleti malumunuz tarihte yok olup gitmiş bir devlet. İngiltere ise bildiğiniz gibi şu an dünyanın en güçlü ülkeleri arasında yer alıyor.

Hemen her gün ” terör bizi yıldıramaz, hayatınızın akışını değiştirmeyin ” diyerek topluma seslenen hükumet, terör tehdidine teslim olarak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarının iptal edildiğini duyurdu( iyimser düşünce). Aynı hükumetin Kut ül – Amare zaferinin kutlanması yönünde karar aldığı, Kut ül- Amare zaferini kutlama talimatının Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş imzası ile 24 Şubat’ta ilgili kurumlara verildiği ortaya çıktı.

Bu iki olay üzerinde biraz düşünelim. Bir yanda Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılması, egemenlik hakkının padişahtan alınarak halka verilmesi, ilk ulusal bayram diğer yanda parçalanarak dağılmış bir Osmanlı Devleti’nin, kaybettiği topraklar üzerinde, bugünkü dünyanın en güçlü devletleri arasında yer alan İngiltere’ye karşı kazanılan zafer. Sizce hangisi daha önemli ve hangisi kutlamaktan asla vazgeçilmeyecek değerler taşıyor? Kut ül- Amare savaşına komuta eden Nurettin Paşa’nın tartışmalı kişiliği, Atatürk ve Cumhuriyet muhalifliğine, şeriat yandaşlığına ise hiç değinmiyorum.

Şimdi milli bayramlar konusuna yaklaşımı ile her zaman soru işaretleri yaratan AKP hükümetinin bu yaklaşımına; yani 23 Nisan etkinliklerini terör endişesiyle iptal ederek, Kut ül-Amara kutlamalarına dört elle sarılması konusuna “şüphesiz ve yalın “yaklaşmak mümkün mü? Bence değil. Size göre?