Katliam göz göre göre gelmiş

tarafından
472

Kahramanmaraş’ta yaşanan katliamın ayrıntıları ortaya çıktıkça öfke büyüyor. Olayın sorumluluğu yine dönüyor,dolaşıyor Milli Eğitim Bakanlığına ve siyasi iradeye dayanıyor.

Katilin her haliyle , her davranışıyla sorunlu ve her an her şey yapabilecek potansiyele sahip olduğu ,öğretmenlerinin, arkadaşlarının ifadelerinden , sosyal medyaya düşen video görüntülerinden en son da babasının soruşturma ifadelerinden net bir şekilde anlaşılıyor. Öğretmenleri durumunun normal olmadığını fark ediyor, aileye bildiriyor ; ancak aile kabullenmek istemiyor. Öğretmenlerinin baskısıyla aile çocuğa uzman kanalıyla psikolojik destek sağlamaya başlıyor; ancak bundan sonra neler oluyor anlaşılmıyor.

Çocuk uzmandan psikolojik destek alırken uzman durumun vahametinin farkına varamıyor mu? Ailesi whatsapp profilinde bir seri katilin fotoğrafını kullandığını görmüyor, bilmiyor mu? Emekli emniyet müdürü ve baş müfettişi babası çocuğun psikolojisinin bozuk olduğunu bile bile onu nasıl atış talimlerine götürüyor ve silahları çocuğun ulaşabileceği yerlerde nasıl bırakıyor?

Bana göre babasının acil psikolojik ve psikiyatrik tedaviye alınarak görev yaptığı dönemler incelenmeli. Babasının durumu oğlundan farklı değil. Davranışları hiç ama hiç normal değil. Annesi de farklı değil. Bir anne çocuğundaki bu kadar büyük anormallikleri nasıl fark etmez , öğretmenlerinin uyarılarına nasıl aldırış etmez? Üstelik kendisi de bir öğretmen. İnsanın ” Allah’ım aklıma mukayyet ol” bu nasıl olabilir(?) diyesi geliyor. Bunca insan psikolojileri bozuk bir aile tarafından nasıl ölüme gidebilir ? Böyle bir şeyi insanın aklı almıyor.

Bu işin aile tarafı ya okul idaresinin, Milli Eğitim Bakanlığının , siyasi iradenin sorumluluğu nerede başlıyor nerede , bitiyor? Çocuğun durumunu fark eden öğretmenler muhtemelen okul idaresine bildirmiştir

Peki , okul idaresi bu konuda ne yapmıştır? Milli Eğitim Müdürlüğü ne yapmıştır? Çocuğun durumundan haberdar mıdır yoksa katliamdan sonra mı haberi olmuştur?

Ya siyasi irade? Onun zaten tam sorumluluğu var. Eğitimi akılcı ve bilimsel yöntemlerden uzak , yapboz tahtasına çevirerek sıradanlaştıran , eğitimciyi ucuz iş gücü haline getiren, ülkenin kurucu değerlerine yabancı, kurucu liderini tanımayan bir nesil yetiştirme çabasında olan Milli Eğitim Bakanlığı çocuklara güvenli , sağlıklı , kaliteli bir eğitim sağlayabilir mi?

Tarikatlara ” Sivil toplum örgütleri ” diyen Milli Eğitim Bakanı olabilir mi? Okulların fen bilimleri, beşeri bilimler dalında öğretmen açıkları varken din dersi hocalarıyla dolduran ,tarikatlar ile el ele neredeyse eğitimi tarikatlaştıran Milli Eğitim Bakanlığı olabilir mi?

Bu ülkenin en büyük sorunu 14 yaşında bir çocuğun eline silah alarak katliam yapmasını bireysel adli bir vaka olarak gören , sorunun kaynağıyken kendisini ve yaratığı sistemi sorunun dışına itmeye çalışan, Milli Eğitim Bakanlığını da , okulları da , ülkeyi de bu hale getiren siyasi iktidardır , boşuna sorumlu aramayalım.