Erkek çocuklarının neredeyse tamamının çocukluk anılarını süsleyen olay; kan kardeşliğidir. 100 yaşına kadar da yaşasan unutulmaz denilen tatlı bir hatıradır hafızalarda. Hatırlayın bir oyun esnasında kazara eli kesilen bir arkadaş ile aynı oyunu oynayan diğer arkadaşın elini keserek kanayan yerleri üst üste koymasıdır, kan kardeşliği. Ya da” hadi” der bir tanesi durup dururken bir oyun sonrasında “kan kardeşi olalım”. Keskin bir şey aranır, genelde de cam kırıkları bulunur ve sırasıyla eller kanatılır, kanayan yerler üst üste konularak kan kardeşliği sağlanmış olur. Çocukça bir şeydir; ama önemli bir şey. Büyüyene kadar geçerlidir kural. Kan kardeşliği her şeyden üstündür.
Güneydoğuda günlerdir süren çatışmalardan sonra olaylar duruldu. Bitmedi, bitmeyecek. Ne PKK, ne de devlet bu anlayışı sürdürdüğü sürece akan kanın durması mümkün değil. Sözde devlet korumacılığına soyunmuş yazarlar/, çizerler; PKK’nın propagandasını, adeta bülten görevini üstlenmiş gazeteler, gönüllü sözcülüğünü yapan yazarlar var olduğu sürece bu kan akmaya devam edecek.
Türkiye’deki faşist, ırkçı, muhafazakar kesim savaşı yaşamıyor. Kürdistan’daki savaştan etkilenmiyor, diye yazıya başlamış sözde bir yazar. Herkes baharı bekliyor, Kürdistan dağlarına gözlerini dikmiş. Hayır orada olması gereken oluyor. Asıl batıya göz dikmek gerekiyor. Kıvılcım orada harlanmalı, diye de bitirmiş.
Aynı gazetenin bir başka sözde yazarı da “Cizre ya da Kürt intikamının sosyolojik karakteri…” başlıklı bir yazı yazmış. Türk devletinin AKP’li yapısı Kürtleri tekrar sömürgeleştirmek, Kürdistan’ı Türk yurdu haline getirmek için seferler düzenliyor. Kentleri kuşatıyor, halka diz çöktürmeyi hedefliyor. Kürtler ise direniyor diz çökmüyor. Demiş… Sonra “Nuri Dersimi’nin Kürt Gençliğine Vasiyeti” adlı bir yazı paylaşmış.
Sözde” Kürt Gençliğine Vasiyet ”in içerisinde çokça tekrar eden nakarat ” İntikam”. Yazar bu nakaratı alarak diyor ki; İntikam şehitlerimizin kanlı cesetleri üzerinde kanla, gözyaşlarıyla yazılı vasiyetname işte bu bir tek kelimedir! Namusu olan her fert, sinesinde Kürt kalbi çırpınan her insan damarlarında Kürt kanı cevelan eden her genç bu vasiyetnameyi unutmamalıdır. Onu infaz edinceye kadar uyumamalı, rahat etmemeli ve çalışmalıdır.
Aynı gazetenin iki yazarının dili de aynı. Kin, nefret, intikam. Sözde bunlar barışçıl, hemen şimdi barış diyen yazarlar. Bizler gibi güneydoğudan gelen her ölüm haberinde çocukluğunu hatırlayarak kan kardeşlerini gözünde canlandıran, yanmış yıkılmış binaları gördükçe içi kan ağlayan, terörün her türüne lanet okuyan ve sorumlular er ya da geç hesap vermeli, verecek diye haykıran insanlar da sadece PKK’ya ve sözde özyönetim ilanına destek vermediğimiz için savaştan uzak, acısını yaşamayan, faşist, ırkçı, milliyetçi, ulusalcılar oluyoruz…

