6 Şubat 2023’de Kahramanmaraş merkezli gerçekleşerek on ili etkileyen deprem uzun yıllar hafızalardan silinmeyecek bir felakete dönüştü. Enkazların altından yükselen “ Yardım edin!” çığlıkları, oradan oraya koşuşan insanların “ Kepçe yok mu? Vinç yok mu? Yardım eden yok mu?” feryatları birbirine karışırken, enkaz yığınlarının önünde “Yavrularım burada, bu beton yığınlarının arkasında seslerini duyuyorum, ne olur kurtarın onları !” diye çırpınan anneyi, “Gitti gitti eşim, çocuklarım, annem, babam hepsi gitti “ diye yıkılmış binanın önünde kâh yerleri, kâh başını döven babayı uzun yıllar unutmak mümkün olmayacak.

Ve tabii ki sorumlular, sorumlular da unutulmayacak! Uzmanlar defalarca uyarmış, raporlar hazırlanmış, basın açıklamaları yapılmış, bu bölgelerin tehdit altında olduğu, büyük depremler beklenildiği her alanda dile getirilmiş; ama seslerini duyan olmamış, sözlerini dikkate alan olmamış, hiçbir önlem alınmamış. Ne deprem öncesi, ne deprem sırasında, ne de depremden sonra yapılacaklar konusunda hiçbir hazırlık yapılmamış.
Sonuç mu? Sonuç olarak ortaya çıkan tablo, bütün ülkeyi kahreden enkaz yığınına dönmüş şehirler, yıkık binalar arasında gözyaşları içinde yakınlarını arayan yer yer de acılarına, çaresizliklerine isyan eden insanlar…
Bu görüntüler ilk anda karşımıza çıkan görüntüler sonrası ise ilk anlardan daha da kötü. Birinci gün, ikinci gün hatta üçüncü güne kadar hiçbir yardım alamadığını söyleyen, aç ve açıkta kaldığını haykıran insanların yürek yakan feryatları. Bu çığlıkların kulaklarımızdan, bu görüntülerin gözlerimizin önünden gitmesi mümkün değil. Yaşananlara deprem demek, doğal afet ya da doğa olayı demek felaketin boyutlarını hafife almak, sorumluları da ödüllendirmek olur. Çok, çok insanın canı yandı. Binler, on binler, yüz binlerin sayısı az kalır; milyonlar kahroldu, milyonlar çaresizliği, acıyı yüreklerinde hissetti.
Bir tek sorumlular umursamadı. Bir tek sorumlular olayı kadere bağlamaya çalıştı. Bir tek sorumlular, sorumluluklarından kaçmak için sorumlu aramaya başladı. Acılı insanları hedef aldılar. Canı yanmış insanlara hakaretler ettiler. Adeta akıl tutulması yaşayarak her şeyini, evlatlarını, canlarının parçalarını kaybetmiş insanları tehdit etmekten geri durmadılar. Konuşanı susturmaya, haykıranı yıldırmaya, korkutmaya çalıştılar.
Oysa bilmiyorlar ki bu halk korku duvarlarını çoktan aştı. Oysa bilmiyorlar ki bu halk yediden yetmişe, doğudan batıya, kuzeyden güneye sorumluların kimler olduğunu biliyor. Oysa bilmiyorlar ki bu son yaşanılanlardan sonra ülke tek yürek oldu, sorumlulardan sandıkta hesap sormak için gün sayıyor!
