2021’in ilk günlerinden itibaren yeniden konuşulmaya başlayan erken seçim konusu asla gündemden düşmeyecek…

Asgari ücretin açlık sınırının altında belirlendiği, 10 milyon civarında işsiz insanın olduğu, esnafın vergisini ödeyemediği, iş insanlarının peş peşe iflas etmeye başladığı, icra dairelerinin yoğunluktan iş yapamaz hale geldiği, covid-19 salgın sürecinde iktidarın aciz durumlara düştüğü bir ülkede erken seçim kaçınılmazdır.
18 yıllık AKP iktidarının artık söyleyebileceği söz, yapabileceği bir şey kalmamıştır. Verdiği hiçbir sözü tutamayan, vaat ettiği hiçbir şeyi yerine getiremeyen AKP iktidarı erken seçim kararı almak zorundadır.
Ülke yönetilemiyor. Ekonomi her geçen gün daha da zora giriyor. Dış borç almış başını gidiyor. Merkez bankası rezervleri eksiye düşmüş halde. İşsiz insan sayısı 10 milyonu bulmuş. Kadın cinayetleri engellenemiyor. Demokratikleşme adına hiçbir umut görülmediği gibi her gün daha da kötüye gidiyor. Yargı siyasallaşmış, vatandaş neye, kime güvenecek şaşırmış durumda. İşsiz iş bulamıyor, çalışan geçinemiyor. Emeklinin durumu içler acısı. Köylü, çiftçi tefecilerin elinde…
Daha ne olması gerekiyor? Bir ülkede erken seçimin koşulları nedir? 18 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarı son yerel seçimlerde kalelerim dediği yerleri bir bir kaybetmiş, son kamuoyu yoklamalarında Cumhur İttifakı olarak yüzde 38’lere düşmüş durumdadır; yani kamuoyu güvenini ve desteğini kaybetmiş haldedir.
Demokratik ülkelerde kamuoyu desteğini, güvenini kaybeden siyasi iktidarlar güven tazelemek için seçime giderler; yani halka sorarlar kalalım mı, bırakalım mı hükumeti derler. Olması gereken budur. AKP er ya da geç erken seçim kararı almak zorundadır.
