Ne yazık ki yaşadığımız günler içimizdeki bayram coşkusunu,coşkularını kaybettirdi. Açlıktan intihar eden insanlar gözlerinizin önüne geldiğinde kurban bayramında nasıl mutlu olabilirsiniz ki? Nasıl boğazınızdan geçer o kurban etleri. Ya “İşimi geri istiyorum “ diyen insanların yerlerde sürüklenişi, ağızlarının kapatılmak, seslerinin kesilmek istenmesi . Atanamayan öğretmenlerin durumu. Pandemi süreciyle ilgili güya sağlanan devlet güvencesi altında ,insanların açlık sınırının dörtte biri oranında maaş ile geçinmek zorunda bırakılması. İşsizlerin durumu zaten ayrı bir dram…

Nasıl mutlu olacaksınız böyle bir süreçte, nasıl mutlu bayramlar dileyeceksiniz insanlara. Çıkın bakın sokaklara gülen yüzler, mutlu insanlar görebiliyor musunuz çevrenizde. Bizim çocukluğumuzda çat pat seslerinden, mantar tabancası seslerinden, çocuk cıvıltılarından sokaklar inlerdi. Bakın şimdi çocuklar bile farklı. Onların coşkuları ,sevinçleri bile anlık…
Avukatların adil yargılanma taleplerinin yerine getirilmesi için açlık grevinde ölümle pençeleştiği bir ülke var mı örneğin? Bugün Ebru Timtik , Aytaç Ünsal ölümle pençeleşiyorlar; tek istedikleri de adil yargılanma haklarının yerine getirilmesi. Hadi kesin kurbanları ,yakın mangalları boğazınızdan geçer mi bir lokma?
Baro başkanlarının başkente girişinin engellendiği, ısrarcı olunca coplandığı, gazlandığı bir ülke duydunuz mu hiç? Ya ailesiyle birlikte ,bir restoranda yemek yerken kendisine kimlik soran polislere “ Dayanağınız nedir” diye sorduğu için gözaltına alınan baro başkanı duydunuz mu?
Farkında mısınız? Sanki; şiddetin , hukuksuzluğun, ya sa dışılığın barolara yöneldiği bir dönem yaşıyoruz. Gün geçmiyor ki; avukatlara karşı suç işlenmesin,yasalar çiğnenmesin. Toplum barolar üzerinden mi susturulmak isteniyor? Halkın gözü “Avukatlara karşı yapılan hukuksuz işlemler ile mi korkutulmak isteniyor? “
Polis haksız, hukuksuz, dayanaksız bir uygulama ile baro başkanına kimlik soruyor, baro başkanı da dayanağınız nedir gösterin, kimliğimi vereyim diyor. Zorla yapılan gözaltı işleminden sonra serbest bırakılıyor ve ardından il emniyet müdürü “ Ne vardı , kimliğinizi gösterseydiniz” diyor. Yani benim polisim haksız, hukuksuz işlem yapsa da siz bir baro başkanı olarak bu hukuksuzluğa boyun eğseydiniz “ diyor. Emniyet Genel Müdürlüğü’de benzer açıklamalarla konuyu geçiştiriyor. İçişleri bakanından ses yok, adalet bakanından ses yok, hükumet kanadından ses yok. Açıkçası ortada kişiye karşı işlenen suçlar var; ancak suçluyu ,suçluları ilin emniyet müdürü, EGM savunuyor. Bir hukuk devletinde böyle bir şey olabilir mi?
Neyse daha fazla germeyelim, gerilmeyelim. Keselim kurbanları, yakalım mangalları . Tabii boğazımıza dizilmez ise lokmalar…
