Hani bireysel özgürlükler kırmızı çizgimizdir derken, hani basın özgürlüğü konusunda nutuklar atarken, hani komşu bir ülkenin cumhurbaşkanı yardımcısına ülkesinin medyasını şikâyet ederken, tokat gibi bir cevap alınırsa aniden” bizim ülkemizde medya özgürdür “ gibisinden, işte o zaman ortalığa saçılır tüm gerçekler… Verilen cevap birkaç cümleden ibaret olsa da; çok şey anlatır aslında; İran’da medya hükümet kontrolünde değildir!
Bir anda” itirafın ilanı” olur” talebiniz.” Kendi medyanız ile kendi ülkenizde yaptıklarınız, kendi medyanız üzerindeki baskılarınız yüzünüze vurulmak istenir bir bir. Söylenmek istenen şey; siz, kendi ülkenizde var olmayan özgürlüklerle, bizim ülkemizdeki var olan özgürlükleri karıştırmayınız. Siz, sizde olmayan basın özgürlüğünü bizde de yok sanmayınız demektir aslında. Evet, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına, İran Cumhurbaşkanı 1. Yardımcısı İshak Cihangiri’nin söylediği, söylemek istediği ya da ima ettiği sözler bunlardır.
Türkmenistan’da düzenlenecek olan “Tarafsızlık Konferansı’na katılmak üzere hazır bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kendisi gibi “ Tarafsızlık Konferansı’na “ katılmak üzere Türkmenistan’a gelen İran Cumhurbaşkanı 1.Yardımcısı İshak Cihangiri ile yaptığı ikili görüşmede, İran medyasında ailesi ile ilgili çıkan haberlerle ilgili önlem alınmasını istediğinde böylesine ağır, ağır olduğu kadar da ders mahiyetinde bir cevap aldı.
Doğru söze ne denir? Bir ülkenin cumhurbaşkanı, başka bir ülkenin cumhurbaşkanı 1. yardımcısına “ sizin medyanızda ailem ile ilgili çıkan haberleri engelleyin derken; aslında kendisinin, ülkesindeki medyaya istediği zaman, istediği şekilde müdahale ettiğini ya da edebileceğini itiraf ediyor demektir. Sizce de öyle değil mi?

