İki ülke arasında, ülke sınırları içerisinde asker bulundurma konusunda bir anlaşma yapılmışsa; gelecek asker sayısı, kullanılacak askeri malzeme miktarı, gelen askerlerin üstlenileceği görevler anlaşmada belirlenir. Bunun dışında; yani ev sahibi ülkenin izni ve bilgisi olmadan yapılacak askeri teçhizat/malzeme yığınağı işgale hazırlık, asker sevkiyatı ise işgal olarak değerlendirilir.
Türkiye’nin bir gece vakti izinsiz olarak Irak’ın Başika bölgesine asker sevkiyatında bulunmasına, Irak tarafından şiddetle karşı çıkıldı. Başika Irak toprağıdır, izinsiz asker sevkiyatı işgal niteliği taşır dedi. Ardından BM’ye başvurarak egemenlik haklarının ihlal edildiğini bildirdi. Ayrıca bu bir işgaldir, her tür savunma hakkımızı kullanabiliriz, buna Rusya’dan askeri yardım istemekte dâhil dedi.
Türkiye tarafından da elle tutulur bir açıklama gelmedi. İyi niyetle oradayız kimsenin toprağında gözümüz yok falan dendi. Üstelik burada askerimizin bulunması yeni değil 2012’den beri buradayız, şu an ihtiyaç duyulduğu için takviye gönderdik denildi hatta başlangıçta Irak hükümetinin haberi var, onlar talep ettiği için oraya asker gönderdik gibi bir demagojiye başvurdu. Açıkçası Irak’tan izin alarak askeri sevkiyat yapıldığını belgeleyemedi.
Türkiye bu konuda Irak hükümeti ile anlaşmış olabilir; ancak 2012′ de yapıldığı söylenen o anlaşmaya dayanarak 2015’de ya da başka bir tarihte Irak hükümetinden izin almadan asker sevkiyatı yapamaz, askeri malzeme, asker teçhizat vs yığınağı yapamaz. Irak bu konuda defalarca uyarıda bulundu. Durum işgaldir, topraklarımızı derhal terk edin dedi. ABD, Rusya aynı şeyi söyledi, muhtemelen BM’de aynı şeyi söyleyecek. En son Irak Cumhurbaşkanlığı, Irak Başbakanlığı, Irak Meclisi Türk askerleri derhal ülkemizi terk etsin kararını açıkladı.
Hani bir söz vardır; istenmeyen yerde durulmaz. Tabii ki iyi niyetle hareket ediliyorsa, tabii ki gerçekten Irak hükümetinin talebiyle askeri eğitim için Başika’ya gidilmişse. Yapacak bir şey yok. Türk askerlerinin bulunduğu yer Irak topraklarıysa ki öyledir, Irak meclisi, Irak cumhurbaşkanı, Irak başbakanı, Irak muhalefet partileri topraklarımı terk et diyorsa, derhal o bölgeden çekilmek gerekir. Uluslararası hukuk da bunu emreder, uluslararası ahlak da.
Ülkemizin sınırları namusumuzdur, izinsiz gelişen her tür ihlali bertaraf ederiz diyorsanız, başka bir ülkenin sınırlarını ihlal ederek dilediğiniz gibi davranamazsınız. Sonra adama sormazlar mı; senin ki namus da, başkasının ki değil mi? Senin ki vatan da, onların ki değil mi?
Irak’ın Başika bölgesi ile ilgili yaşanacak her türlü krizin tek sorumlusu hükümettir. Hiçbir haklılığı olmayan bir konuda ısrarcı davranıyor. İnadından vazgeçmeli derhal askerini çekmelidir. Israrı devam ederse vahim sonuçlar doğabilir. Orada yaşanacak bir çatışmada hayatını kaybedecek her personelin, günahı da, vebali de, sorumluluğu da AKP hükümetinin üzerinde olur. Çiçeği burnunda hükümet bunu iyi düşünmelidir. Hiç; ama hiç kimse Mehmetçiğin canı üzerinden politika üretmeye yeltenemez! Böyle bir şeye yeltenen çok ağır bedeller öder!

